Add to Flipboard Magazine.

13 Şubat 2006

DİNLEME ADÂBI

Vistilef'in Notu: Bu iki fotoğrafı yanyana biz getirmedik. Günümüzü çok güzel anlatan bir fotoğraf karşılaştırması olarak sayfamızda yer verdik. Ancak, yanlış anlamayın, sadece jestleri ve vücut dilini karşılaştırıyor bu iki fotoğraf: Mustafa Kemal ile Tayyip Erdoğan eşit olarak karşılaştırılabilecek kalibrelere sahip değiller. Böyle bir karşılaştırma amacına sahip olanları da kınıyoruz. Mustafa Kemal'in büyüklüğü ile, gerek Türkiye, gerekse başka ülke vatandaşlarının hiç biri karşılaştırılamaz. Zaten bu fotoğraflar da bunu gösteriyor...

11 Şubat 2006

YENİ KİTAP


MURAT BELGE’YE REDDİYE:
MEDYA POPÜLER KÜLTÜRÜ GİZLER


“Popüler Kültür” ne demek?
Medya, “popüler olan” kültürü nasıl kapsıyor?
Türk medyası popülere düşman mı?


Veysel Batmaz’ın “Medyapoliten”
dizisinin dördüncü kitabı... MEDYA POPÜLER KÜLTÜRÜ GİZLER...
POPÜLER KÜLTÜRE ve MURAT BELGE’YE REDDİYE
Avro-Amerikan iletişim bilimlerinde revaçta olan “popüler kültür” adı altında ortaya çıkmış geçici bir hevesin Türkiye’deki tezahürleri...

Tükçede “popüler kültür” ile ilişkili yüzlerce akademik araştırma ve makalede yararlanılmış veya alıntılanmış olan, Veysel Batmaz’ın “Popüler Kültür Üzerine Değişik Kuramsal Yaklaşımlar” makalesinin 25 yıl sonra ikinci basımı...

06 Şubat 2006

AA1 YİNE SAÇ-LADI: "BİLİMADAMI GAZ-TECİ OLMALI"

Gözümüz üstünde AA1; ilkönce kendi yazını oku; sonra da Vistilef Bilim Grubu'nun yorum ve çağrısını, olur mu?:

Atıf etiği: "REÇETELİ-Reçetesiz ilaçlar"

"OTC) tartışması Türkiye için de dünya içinde yeni bir tartışma değil. 2000 yılında bu konuyu bu köşede tartışmaya açtığımda da yeni bir konu değildi. Reklamcılar Derneği 2000 yılından çok önce bu konuyu, "dar "alanda tartışmaya açmıştı. Tartışmanın boyutlarının genişlemesinde, yararlarını ortaya konmasında altı yıldır bu köşede yazdığım yazıların payı büyük. Bu nedenle bu konuda bir "köşe yazısı" yazıldığında benden "atıf" yapılmasını hak ettiğimi düşünüyorum. Diyeceksiniz ki "ne o gazetecilikle bilim adamlığını birbirine mi karıştırıyorsun?"Kesinlikle. Gazetecilikle bilim adamlığının kesiştiği o kadar çok nokta var ki, her gazeteci aslında bir bilim adamı olduğunun, her bilim adamı da aslında bir gazeteci olduğunun farkına varsa Türkiye’de çok şey değişir... Haksız mıyım sevgili Cüneyt Ülsever? "Doktoralı" gazeteci olarak böyle bir "nezaketi" sizden beklemekte haksız mıyım?"

AA1 saç ektirmeden önce...

Vistilef'in Notu ve Çağrısı: AA1, yapısal ve teleolojik olarak bir biliminsanı değildir; YÖK profesörü olabilir; bir Vakıf Üniversitesi'nin Dekanı olabilir ancak bu haliyle (saçlı ve saçsız; çünkü hep saç-lıyan) biliminsanı olamaz. Gaz-tecilikle, biliminsanlığını birbirine karıştıran bu anlayışı kınıyoruz. Diğer meslektaşlarımızın da kınayacağını düşünüyoruz. AA1 medyaya yaraşır, üniversiteye değil... İletişim Fakültelerini zayıflatan, içini boşaltan, onları bir "meslek okulu" haline getiren AA1 anlayışıdır... Herkesi uyarıyoruz... Bu saç-lara gereken cevabı verin... Verelim...

Vistilef Bilim Grubu

"Her Yerde Kar Var; Kalbim Senin Bu Gece..." Adamo

Unkapanı yolu, Zeyrek, 1950, Günümüzde fotoğrafın sağında IMÇ var...

Karda Yürümek Zordur...
İstanbul'da Karda Yürümek ise Daha Zor...

24 Ocak 2006

55. Yılda 155 Ödülün sadece 5 tanesi Fakültemize...


2005'te 5'leri çok sevdik, ancak,
BU ÖDÜL ARDINDAN, SEVİNMELİ MİYİZ?

Vistilef’in Notu:

Ülkenin büyük bir çoğunluğunun güvenilmez bulduğu; haberleri ve genel içeriği ile manipülasyondan başka bir işe yaramayan MEME’nin (Mainstream Media) en büyük kuruluşu olan Doğan Grubu’ndan ödül almak oldukça "kolay" bir iştir. Ödül sayısı fazla ve kayırma yüksek boyutlarda... Peki, kim soruyor şu soruyu? ADV, iletişim fakültelerine başka ne yaptı? Onlara, UNM vasıtasıyla kara çalmaktan başka?

Medya tarafından düzenlenen bu tür yarışmaların, ciddi jüriler tarafından seçilen ürün ve yaratılara ciddi “burs” gibi maddi karşılıkları vermesi gereklidir. Oysa bu yarışmalar, katılanların (iletişim öğrencilerinin) masumiyetini istismar ederek, ödülü verenlere kamusal bir prestij sağlamaktan öteye gitmemektedir.

MEME olan Medya zaten iletişim fakültelerine genel olarak değer vermezken, bu tür yarışmalarla, öğrencileri kullanarak onlar üzerinden toplumsal meşruiyet kazanmaya, göz boyamaya çalışmaktadır. Medyanın bazıları tarafından, iletişim fakülteleri, sadece arada sırada bir görünüp bir kaybolup, derslere “girmeye bile tenezül etmeden” ders verildiği ve HOCA olarak gözükülen prestij mekanları olmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Anlaşılan Dekan bu faktörlerin okulumuza getireceği olumsuzlukları bile bile bu yarışmaya hâlâ okulu sokabilmekte ve alınan ikincilik ve üçüncülük ödülleri ile övünebilmektedir. Biz öğrencilerin meslek edinmek için kendi yaratılarını ve ürünlerini bu tür yarışmalara sokmasına karşı değiliz. Ancak şunu da biliyoruz ki, Fakültemiz bu tür yarışmalara girerken belli ilkelere sahip olmadan giriyor ve şu anda sadece ikincilikten sonraki ödüllerle yetiniyor ve en önemlisi de bu yarışmaların getirisini biraz fazla abartıyor.

Doğan Grubu yarışmaları, okulumuza hiç bir katkı sağlamamakta ve öğrencilere de özel bir yarar vermemektedir. Bu tip yarışmaların ödülleri fazla abartılmamalıdır. Hele bu yılkiler, bir özür dileme silsilesi içinde çok danışıklı döğüş gibi görünüyor.

Yine de ödül kazanan öğrencileri kutluyoruz. Her şeye rağmen bu ödüllere ulaşmak için çok olumsuz ve donanımsız, eğitim kalitesi bozuk Fakülte koşullarını yerle bir ederek, ödül almış olmanın hazzını yaşasınlar. Ancak fazla sevinmesinler...

Şimdi konuyla ilgili haberi okuyalım:

Genç İletişimciler Yarışması'ndan Öğrencilerimize 5 Ödül

Aydın Doğan Vakfı 17'inci Genç İletişimciler Yarışması'nda İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri 5 ödül aldı. Aydın Doğan Vakfı'nın nitelikli medya çalışanı yetiştirmek amacıyla İletişim Fakülteleri arasında düzenlediği 17'inci Genç İletişimciler Yarışması'nda dereceye girenlerin ödülleri Doğan TV Center'da düzenlenen törenle verildi. Aydın Doğan Vakfı'nın yazılı, görsel, işitsel, reklam, halkla ilişkiler ve internet yayıncılığı dallarında düzenlediği yarışmaya 25 İletişim Fakültesi'nden 946 öğrenci 625 çalışma ile katıldı ve 141 öğrenci toplam 155 ödül kazandı. Yarışmada, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Onur Özgür Ertuğrul "En İyi Spor Haberi" dalında İletim Gazetesinde yer alan "Bahis Taraftarlığı mı?" haberi ile birincilik ödülünü kazandı. Gazetecilik Bölümü dördüncü sınıf öğrencisi Yusuf Karaoğlu ise, "İletim Gazetesi 90'ıncı Sayı Sayfa düzenlemesi" çalışmasıyla "En İyi Sayfa Düzenlemesi" dalında ikincilik ödülüne layık görüldü. Görsel Bölümde "En İyi Televizyon Haberi" dalında Gazetecilik Bölümü öğrencileri Sara Teker, Nilay Yongacı ve Sevim Çakır'a "Korsan Taksi" çalışmalarıyla ikincilik ödülü verildi. "En İyi Bütünleşik Pazarlama İletişimi Planı" dalında Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri, Alper Menteşeoğlu, Mehmet Ali Soylu, Rumisa Öner ve Nuray Kılıç "Simit Sarayı Relansman Çalışması" adlı çalışmalarıyla ikincilik ödülü aldı. "En İyi Toplumsal Sorumluluk Projesi" dalında, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri, Ender Yeşilyurt, Mazlum Vural, Metin Usta ve Ramazan Sarıbaş, "Cebinize Sığsın" çalışmalarıyla üçüncülük ödülüne değer görüldü. Lisans öğrencilerinin 2004 – 2005 ders yılında yaptıkları çalışmalarla katıldıkları yarışmanın ödül törenine Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş'ın yanı sıra Doğan Medya Grubu yöneticileri, rektörler, dekanlar ve finale kalan öğrenciler katıldı. Törende ayrıca, ödül alan üniversitelerin iletişim fakülteleri dekanlarına Aydın Doğan tarafından berat verildi. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin de beratla ödüllendirilen dekanlar arasında yer aldı. (iüifha)