04 Nisan 2010
Yeni RTÜK Yasası`yla tekelleşmenin önü açıldı; RTÜK Prof. Dr. Veysel Batmaz'ın dediğine geldi....
Yabancı payı artırılıyor, ekran karartma kolaylaştırılıyor. Reyting sistemini RTÜK denetleyecek.
1994 yılında çıkarılan radyo ve televizyon yayınlarını düzenleyen RTÜK Yasası’nın bazı maddelerinin değiştirilmesi hakkında yasa teklifi TBMM’de kabul edildi.
RTÜK Yasası ile özel radyo ve televizyon sahiplerinin kamu ihalelerine girme ve menkul kıymetler borsalarında işlemde bulunma yasağı kaldırıldı. Sanal ortamda işlenen suçlar ilk kez yaptırıma bağlandı.
RTÜK Yasası`nda yapılan değişiklikle tekelleşmenin önündeki engeller kaldırıldı. Yeni yasayla, eski yasanın getirdiği bütün düzenlemelere son veriliyor; RTÜK`ün hazırlamış olduğu yönetmelikler geçersiz oluyor, yurt genelinde açmış olduğu bölge müdürlükleri de kaldırılıyor, mahkemedeki dosyalar düşüyor.
Bir Kişi Veya Grup En Fazla 4 Televizyon Kanalına Sahip Olabilecek. Yabancı Sermayenin Doğrudan Ortak Olabileceği Kanal Sayısı İse İkiye Çıkarılıyor. Sabah gazetesinin haberine göre; tasarı, TV kanallarına yabancı payını artırıyor. Halen yabancı sermaye, bir televizyon kanalına sahip şirketin en fazla yüzde 25’ine sahip olabiliyor. Yeni düzenlemede yabancı sermaye payı yüzde 50’ye çıkarılırken iki televizyon kanalına ortak olma imkânı veriliyor. Yani bir yabancı şirket, iki ayrı kanalın yüzde 50 hissesini alabilecek. Yabancı bir şirket, TV kanalının sahibi şirkete ortak olan bir başka şirketin yüzde 99’una sahip olabilecek.
Yayın kuruluşlarındaki yüzde 20 ile sınırlı olan sahiplik oranları reyting oranlarına göre düzenlenecek. Buna göre, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının hisseleri nama yazılacak. Yıllık ortalama izlenme veya dinlenme oranı yüzde 20`yi geçen bir televizyon veya radyo kuruluşunda gerçek veya tüzel bir kişinin veya sermaye grubunun payı yüzde 50`yi geçemeyecek. Özel radyo ve televizyon sahipleri, kamu ihalelerine girebilecek ve menkul kıymetler borsalarında işlemde bulunabilecek.
Mevcut RTÜK üyelerinin görev süreleri, yeni üyelerin atanmalarından itibaren sona erecek. 9 kişilik üst kurul üyelerinden 5`i Meclis tarafından belirlenecek. Geri kalan 2`si YÖK`ün göstereceği 4 aday arasından, biri Milli Güvenlik Kurulu`nun göstereceği 2 aday arasından, biri de Gazeteciler Cemiyeti ile Basın Konseyi`nin ortaklaşa göstereceği iki aday arasından Bakanlar Kurulunca belirlenecek. Kurul üyeleri 4 yıl süreyle görev yapacak.
Yeni düzenlemeyle ekran karartma cezası muhafaza edilirken, ara ceza olarak para ve özür dileme cezaları getiriliyor. RTÜK`ün denetimini Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu yapacak. Ulusal, bölgesel ve yerel düzeydeki yayınlar, yayın ilkeleri ve bu yasada belirtilen esaslara uygunluğu yönünden Üst Kurul tarafından izlenip, değerlendirilecek. Yıkıcı ve bölücü faaliyetlere yöneltecek şekilde yayın yaptıkları belirlenen kuruluşların yayınları durdurulacak, sorumlular cezalandırılacak ve tüm yayın cihazları müsadere edilecek. Yayın ihlalleri arasında yer alan muğlak ifadeler korunuyor. Yayın ilkeleri arasına “korku salacak yayın yapılmaması” ve “yayınlarda karamsarlık verici nitelikte olmaması” gibi yeni ilkeler ilave ediliyor.
Düzenlemeyle, sanal ortamda işlenen suçlar ilk kez yaptırıma bağlandı. Buna göre, Basın Yasası`ndaki `yalan haber, hakaret ve benzeri fiillerden doğacak maddi ve manevi zararlar` konusundaki hükümleri bilişim teknolojileri ve internet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elektronik bülten yoluyla yayınlanan her türlü yazı, resim, işaret, sesli veya sessiz görüntü ve benzerlerine de uygulanacak.
“Caydırıcılığı sağlamak” amacıyla yapıldığı belirtile bu düzenlemeyle mevcut yasadaki para cezaları en az bin kat oranında artırıldı. Yasayla öngörülen para cezaları ve tazminatlar, bölgesel yayın yapan kuruluşlarda yarısına kadar, yerel yayın yapan kuruluşlarda üçte birine kadar indirilebilecek.
Basın Yasasında değişiklik getiren yasaya göre süreli yayınlarla işlenen suçlarda, suç unsuru taşıyan yayını hazırlayan kişi ve sorumlu müdür ile şirket yönetim kurulu başkanının yanı sıra patron da sorumlu olacak. Basın yoluyla işlenen suçlarda uygulanacak en düşük para cezası 10 milyar lira, en yüksek para cezası da 100 milyar lira olacak.
Kaynak: güncel-haber.com
Reyting sistemini RTÜK denetleyecek
Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı taslağı yeni yayın teknolojileriyle ilgili açılımlar içeriyor. Taslağa göre reyting sistemi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) denetimine girecek.
RTÜK'ten yapılan yazılı açıklamada, RTÜK tarafından hazırlanan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı taslağının, Üst Kurul Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun'un, 31 Mart 2010 Çarşamba günü Bakanlar Kurulu'nda verdiği brifingin ardından TBMM'ye sevk edilmek üzere imzaya açıldığı belirtildi. Açıklamada, taslakla yeni yayın teknolojilerine hukuksal altyapı hazırlanarak yayıncılık alanında önemli bir açılım gerçekleştirildiği ifade edildi.
Taslak, IP-TV (Internet Protocol Television), DVB-H (Digital Video Broadcasting-Handheld) ve HDTV (High Definition Television) gibi yeni yayın teknolojileri ile ilgili belirsizlikleri ortadan kaldırıyor. Yayıncılık alanında yeni bir uygulama olarak ortaya çıkan isteğe bağlı hizmetlere imkân veriyor. Böylece kitlesel yayınlardan kişisel yayınlara doğru önemli bir adım atılmış oluyor. Yayın ilkeleri, radyo ve televizyon yayınları ile isteğe bağlı hizmetler için ayrı düzenleniyor.
Taslak şu düzenlemeleri içeriyor: "Karasal ortamda yayın lisanslarının verilmesi, sayısal yayıncılığa geçişin sağlanması, medya sahipliği ve yabancı sermayenin düzenlenmesi, elektronik haberleşme kanunun yürürlüğe girmesi ile 3984 Sayılı Kanun'da buna paralel düzenleme yapılması, TRT yayınlarının RTÜK denetimine alınması, koruyucu sembol sistemi ve özdenetim hükümleri, reyting sistemi RTÜK denetimine giriyor, yayın ilkelerinin yeniden düzenlenmesi, cevap ve düzeltme hakkının düzenlenmesi, reklam payı kesintilerinin düşürülmesi ve yerli yapımlara yer verme zorunluluğu."
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=969638&title=reyting-sistemini-rtuk-denetleyecek
(CİHAN)
28 Mart 2010
YARGIDAN TARİHİ KARAR: BÖLÜMLERİ REKTÖR VE DEKAN YÖNETEMEZ


YÖNETİM GÖREVİNDEN AYIRMA CEZASI İPTALİ ÖNEMLİ SONUÇLAR DOĞURDUİstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Başkanı Prof. Dr. Veysel BATMAZ hakkında dekan Suat GEZGİN tarafından verilen soruşturma açılması talebi; eski rektör Mesut PARLAK’ın onayı ve SBF dekanı Naz ÇAVUŞOĞLU’nun soruşturma sonucundaki ceza teklifi ile 25.12.2008 tarihinde 42 sayılı Disiplin Kurulu kararı ile verilen “Yönetim Görevinden Ayırma” cezası, T.C. İstanbul 5. İdare Mahkmesi’nin 2009/2060 sayılı kararı ile 21.12.2009 tarihinde İPTAL edildi. Taraflara bu karar 20.02.2010 tarihinde tebliğ edilerek yürürlüğe girdi.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nün hukuki Başkanı bu tarihten yana Prof. Dr. Veysel BATMAZ’dır.Kararın tarihsel bir de yönü vardır:Ceza, Prof. BATMAZ’a, her Bölüm Başkanlığına yeniden Mahkeme kararları ile iade edilmesinin ardından (buradaki son karar üçüncü karardır), (ilki 2005’te olmak üzere üç kez) yazdığı Dekan tarafından bölüm elemanlarına yapılan görevlendirmeleri iptal ettiğini bildiren yazılar nedeniyle Bölüm içinde huzursuzluk yarattığı ve öğretim elemanlarını Dekan tarafından verilen görevlendirmeleri iptal ederek tedirgin ve huzursuz ettiği ve kendi başına Bölümü yönetmek istediği nedeniyle verilmişti. İdarenin iddiası, Bölüm’ü Rektör veya Dekan’ın yöneteceği, Bölüm Başkanı’nın da bu iki kişinin vereceği kararlara riayet etmekten başka seçeneğinin bulunmadığı yönündeydi.
Mahkeme ise, sözkonusu yazının “2547 sayılı Kanunun verdiği görev ve yetki kapsamında kaleme alındığına” hükmetti. (Ayrıntıları yukarıdaki karar metninden okuyabilirsiniz; lütfen resimlerin üzerini tıklayarak masaüstüne kopyalayıp okunabilir veya basılabilir şekle ve büyüklüğe getirin. Karar metninde ayrıca Prof. BATMAZ'ın, Dekan tarafından verilen Bölüm öğretim elemanları görevlendirmelerinin iptali yazısının tam metnine de Mahkeme yer vermiştir.)Bu tarihi karar açıkça, Prof. Dr. Veysel BATMAZ’in, “2547 sayılı Yasa’ya göre üniversiteyi Bölüm ve Ana Bilim Dalı Başkanları yönetir” şeklindeki görüşlerinin idari uygulamaların temel kaynağı olan yargı tarafından da doğrulanması sonucunu doğurmaktadır ki, artık üniversiteler Bölümler tarafından yönetilecektir. Aksi uygulamalar, hukuka ve yasaya aykırıdır.
Bu yargı kararı Anayasal ve yasal sürenin geçmesine karşın (tebliğden sonra 30 gün) İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından uygulanmamıştır. Ancak, yeni Rektörün bu konuda hiç bir dahli bulunmaması ve bu cezanın Suat GEZGİN, Mesut PARLAK ve Naz ÇAVUŞOĞLU üçlüsü tarafından hazırlanan danışıklı komplo neticesinde alınmış olmasından dolayı, Prof. Dr. Veysel BATMAZ, yasal hakları mahfuz kalmak üzere, şimdilik yargıya suç duyurusunda bulunmayacaktır.
Bu kararın, Prof. Dr. Veysel BATMAZ’a idari bir makamı yeniden vermesinin ve verilen bir tecziyenin kaldırılmasının kişiselliğinin çok ötesinde, 2547 sayılı Yasanın tarihinde belki de ilk kez, Üniversitelerin Bölüm Başkanları ve Bölüm Başkanlarını yazılı görüşleri ile belirleyen Ana Bilim Dalı Başkanları tarafından yönetilmesini hukuki hükme bağlamış olması sonucu, HUKUK İÇİNDE ve HUKUKA UYGUN ÜNİVERSİTE yolunda atılmış önemli ve yeterli bir sonuçtur. Bütün rektörlüklerin bu Mahkeme kararına uyması gerekmektedir.
Bu yargı kararı Anayasal ve yasal sürenin geçmesine karşın (tebliğden sonra 30 gün) İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü tarafından uygulanmamıştır. Ancak, yeni Rektörün bu konuda hiç bir dahli bulunmaması ve bu cezanın Suat GEZGİN, Mesut PARLAK ve Naz ÇAVUŞOĞLU üçlüsü tarafından hazırlanan danışıklı komplo neticesinde alınmış olmasından dolayı, Prof. Dr. Veysel BATMAZ, yasal hakları mahfuz kalmak üzere, şimdilik yargıya suç duyurusunda bulunmayacaktır.
Bu kararın, Prof. Dr. Veysel BATMAZ’a idari bir makamı yeniden vermesinin ve verilen bir tecziyenin kaldırılmasının kişiselliğinin çok ötesinde, 2547 sayılı Yasanın tarihinde belki de ilk kez, Üniversitelerin Bölüm Başkanları ve Bölüm Başkanlarını yazılı görüşleri ile belirleyen Ana Bilim Dalı Başkanları tarafından yönetilmesini hukuki hükme bağlamış olması sonucu, HUKUK İÇİNDE ve HUKUKA UYGUN ÜNİVERSİTE yolunda atılmış önemli ve yeterli bir sonuçtur. Bütün rektörlüklerin bu Mahkeme kararına uyması gerekmektedir.
BU KARARIN TARİHİ SONUCU ÖZETLE ŞUDUR: 2547 sayılı Yasa'nın 21. maddesinde yer bulan "Bölüm, Bölüm Başkanlarınca yönetilir" amir hükmü sonucunda ve İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin bir işlem hakkında verdiği yukarıda zikredilen kararına göre, Üniversitede alınan tüm kararlar Bölümlerce onaylanması sonucunda uygulanabilir olur. Bölümlerde görevlendirmeler sadece ve sadece Bölüm Başkanlarınca yapılabilir. Kadro atamaları veya talepleri Bölüm Başkanınca onaylandığı sürece hükmi güce kavuşur. Eleman atamalarında Rektörlük tasdik makamıdır. Atama öneremez, önerilen atamayı hukuksal gerekçeli ret edebilir. Geçici görevlendirmeler dışında Bölümlere münhasıran görevlendirme yapamaz (13b-4 maddesi de iki kez Danıştay'ca iptal edilmiştir.) Dekanlık, denetmen ve koordinatördür, idare makamı değildir. Kurul kararlarını uygular (2547/16).
21 Mart 2010
ERTUĞRUL ÖZKÖK’E YUMURTALARINIZ NEREDEYDİ?
İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kollektifi Üyeleri Uyuyor mu?
19 Mart 2010 tarihinde, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ni ziyaret eden Sanayi Bakanı Nihat Ergün'e yumurtalı protesto yapıldığı sıralarda, Hürriyet varakı yazarı Doçent Ertuğrul Özkök de İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde “ders” veriyordu. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde yapılan toplantı çıkışı bir grup tarafından yumurta atılarak protesto edildi. Fakat baş varakçı Doçent Ertuğrul Özkök unutuldu. Aslına bakarsanız, Nihat Ergün iyi niyetli ve uzlaşmacı bir siyasetçidir ve bu protestoyu hak etmemektedir. Belki de sadece AKP’li olması nedeniyle protestocular tarafından hedef seçilmiştir.
Ancak, medyayı bu hale getiren, iletişim öğrencilerini bedava angarya ile çalıştıran sistemi kuran sonra da onları işsiz bırak, basında sendikasızlaşmayı Dinç Bilgin ile kurulan elaman kartelleri ile sağlayan düzeni kurma fikrinin yaratıcısı iki akıldanesinden biri olan (diğeri Mehmet Barlas’tır), bir zamanlar iktidar yalakalığı ile işi idare edeceğini zanneden ve bekleme salonlarında bekleye bekleye alacağına alamadığı için, sonra da Başbakan Erdoğan’ın gazabına uğramakla tatlısu muhalifi kesilen, medya denilen kuburu iyice pisleten asalak azgın azınlık köşeci yazarların baş müsebbibine, yumurtanın yanısıra pubuç bile atılmasının unutulduğu yer İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi olmamalıydı. Ertuğrul Özkök’e yapılacak olan protesto iletişim fakülteli olmanın öz ifadesini içinde taşıyacaktı... Ancak ıskalandı. Bu kez de, öğrenciler anlaşılan iyi bir kollektif eylem yaratamamışlardı; hedef şaşırmışlardı.
http://www.haber3.com/bakan-ergune-yumurtali-saldiri-560166h.htm
19 Mart 2010 tarihinde, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’ni ziyaret eden Sanayi Bakanı Nihat Ergün'e yumurtalı protesto yapıldığı sıralarda, Hürriyet varakı yazarı Doçent Ertuğrul Özkök de İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde “ders” veriyordu. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde yapılan toplantı çıkışı bir grup tarafından yumurta atılarak protesto edildi. Fakat baş varakçı Doçent Ertuğrul Özkök unutuldu. Aslına bakarsanız, Nihat Ergün iyi niyetli ve uzlaşmacı bir siyasetçidir ve bu protestoyu hak etmemektedir. Belki de sadece AKP’li olması nedeniyle protestocular tarafından hedef seçilmiştir.
Ancak, medyayı bu hale getiren, iletişim öğrencilerini bedava angarya ile çalıştıran sistemi kuran sonra da onları işsiz bırak, basında sendikasızlaşmayı Dinç Bilgin ile kurulan elaman kartelleri ile sağlayan düzeni kurma fikrinin yaratıcısı iki akıldanesinden biri olan (diğeri Mehmet Barlas’tır), bir zamanlar iktidar yalakalığı ile işi idare edeceğini zanneden ve bekleme salonlarında bekleye bekleye alacağına alamadığı için, sonra da Başbakan Erdoğan’ın gazabına uğramakla tatlısu muhalifi kesilen, medya denilen kuburu iyice pisleten asalak azgın azınlık köşeci yazarların baş müsebbibine, yumurtanın yanısıra pubuç bile atılmasının unutulduğu yer İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi olmamalıydı. Ertuğrul Özkök’e yapılacak olan protesto iletişim fakülteli olmanın öz ifadesini içinde taşıyacaktı... Ancak ıskalandı. Bu kez de, öğrenciler anlaşılan iyi bir kollektif eylem yaratamamışlardı; hedef şaşırmışlardı.
http://www.haber3.com/bakan-ergune-yumurtali-saldiri-560166h.htm
05 Mart 2010
60. YIL ANLAŞILMAZ MI?
"1. ULUSAL İLETİŞİM ORTAMLARINDA ÇEVRE ETKİLEŞİMİ SEMPOZYUMU"
Bu ne demek? Var mı anlayan?
Bu ne demek? Var mı anlayan?
26 Şubat 2010
ERTU İLETİŞİM'DE
Ertuğrul Özkök, nam-ı diger, Hürriyet varakı müstafi UNM'si, 19 Mart 2010'da, sanki daha önce de yapılıyormuşçasına, 60. yıl vesilesi ile bir konferanslar mezarlığına çevrilmiş olan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ne arz-ı endam ediyor. Hangi akıllının keşfi ise? Sorulara cevap verecek imiş… Soru soracaklara bir ön hazırlık mahiyetinde bir link verelim: http://vistilefakademik.blogspot.com/2009_09_27_archive.html . Uyaralım ki, Veysel Batmaz’ın bu yazısını okumadan, varakın kadim UNM’sine soru sorulmasın… UNM’likten müstafi olmadan üç ay önce kaleme alınmıştı bu yazı. Onu da belirtelim. Belki, (m)illiyet rabıtası kuran olur.Bilindiği gibi, Prof. Dr. Veysel Batmaz, mezkur UNM'yi, bir bahsi kaybettiği için çok önceleri fakültemize davet etmişti ama varakın UNM’si oralı olmamıştı. (Ayrıntısı için Bkz: Veysel Batmaz, Medyaya Düşman Yetiştiriyorum, Karakutu Yayınları, 2. Baskı, sayfa: 166). Malum, “sulandırılmış mülkiye eğitimiyle” doçent olan Ertuğrul’a yine kapılarımız açık: Öyle bir kaç soru moru ile iktifa edecek değiliz; bize ders versin... bıraksın hürriyetini, katılsın aramıza, bizde profesör kadrosu bol…
23 Şubat 2010
BEDAVA ENFORMASYON TOPLUMUNA DOĞRU
The dotCommunist Manifesto
(Enformasyona Ücretsiz Erişimi Savunanların Manifestosu)
Eben Moglen (24.12.2009)
Bir kâbus çok-uluslu kapitalizmin uykularını kaçırmakta – bilgiye ücretsiz erişim kâbusu. “Globalizm”in bütün güçleri; Microsoft ve Disney, Dünya Ticaret Örgütü, Birleşik Devletler Kongresi ve Avrupa Komisyonu bu kâbusu defetmek için acımasız bir ittifak içindeler.
Korsan, anarşist ve komünist gibi etiketlerle yaftalanmamış bu yeni dijital toplumun özgürlük savunucuları nerede? “Fikrî mülkiyet”in, toplumdaki değiştirilemez değişimin gereksiz ayrıcalıklarını elde tutmak için yapılan bir girişimden başka bir şey olmadığını söyleyenlerin ve bu lakapları takanların çoğunun iktidardaki hırsızlar olduklarını görmedik mi? Fakat özgürlük hareketinin kendisinin bir güç olduğu, Globalizm Güçleri tarafından kabul edilmekte. Şimdi, bu serbest bilgi hayali masalını kendimize ait bir Manifesto ile karşılamak için bütün dünyanın karşısında kendi düşüncelerimizi bir an önce haykırmanın vakti.
SAHİPLER VE YARATICILAR
Dünyanın her yerinde var olan özgür bilgi hareketi, kendi yarattığı dijital teknoloji sayesinde burjuva endüstri toplumunun dönüşümünden doğan yeni bir sosyal yapının ortaya çıkmakta olduğunu ilan etmiştir.
Bugüne kadarki tüm toplumların tarihine baktığımızda sınıflar arası çatışmaların hep var olageldiğini görürüz.
BU YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN:
http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=601&makale=The%20dotCommunist%20Manifesto%20-%20noktaKomünist%20Manifesto%20(Bilgiye%20Ücretsiz%20Erişimi%20Savunanların%20Manifestosu)
(Enformasyona Ücretsiz Erişimi Savunanların Manifestosu)
Eben Moglen (24.12.2009)
Bir kâbus çok-uluslu kapitalizmin uykularını kaçırmakta – bilgiye ücretsiz erişim kâbusu. “Globalizm”in bütün güçleri; Microsoft ve Disney, Dünya Ticaret Örgütü, Birleşik Devletler Kongresi ve Avrupa Komisyonu bu kâbusu defetmek için acımasız bir ittifak içindeler.
Korsan, anarşist ve komünist gibi etiketlerle yaftalanmamış bu yeni dijital toplumun özgürlük savunucuları nerede? “Fikrî mülkiyet”in, toplumdaki değiştirilemez değişimin gereksiz ayrıcalıklarını elde tutmak için yapılan bir girişimden başka bir şey olmadığını söyleyenlerin ve bu lakapları takanların çoğunun iktidardaki hırsızlar olduklarını görmedik mi? Fakat özgürlük hareketinin kendisinin bir güç olduğu, Globalizm Güçleri tarafından kabul edilmekte. Şimdi, bu serbest bilgi hayali masalını kendimize ait bir Manifesto ile karşılamak için bütün dünyanın karşısında kendi düşüncelerimizi bir an önce haykırmanın vakti.
SAHİPLER VE YARATICILAR
Dünyanın her yerinde var olan özgür bilgi hareketi, kendi yarattığı dijital teknoloji sayesinde burjuva endüstri toplumunun dönüşümünden doğan yeni bir sosyal yapının ortaya çıkmakta olduğunu ilan etmiştir.
Bugüne kadarki tüm toplumların tarihine baktığımızda sınıflar arası çatışmaların hep var olageldiğini görürüz.
BU YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN:
http://www.birikimdergisi.com/birikim/makale.aspx?mid=601&makale=The%20dotCommunist%20Manifesto%20-%20noktaKomünist%20Manifesto%20(Bilgiye%20Ücretsiz%20Erişimi%20Savunanların%20Manifestosu)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
