Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), ''Muhteşem Yüzyıl'' dizisine uyarı müeyyidesi uygulanmasına karar verdi.
Üst kuruldan yapılan yazılı açıklamaya göre, RTÜK'ün bugünkü haftalık toplantısında, Show TV'de geçtiğimiz hafta yayımlanmaya başlanan ve tepkilere neden olan ''Muhteşem Yüzyıl'' adlı diziyle ilgili hazırlanan uzman raporu da gündeme alınarak değerlendirildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi:
''Yapılan değerlendirmeler sonucunda, söz konusu dizi filmde 3984 Sayılı Yasanın 4. Maddesinin 'yayınların toplumun milli ve manevi değerlerine aykırı olmaması'na ilişkin (e) bendinin, tarihe mal olmuş bir şahsiyetin mahremiyeti konusunda gerekli hassasiyet gösterilmemek suretiyle ihlal edilmiş olduğuna ve ilgili yayın kuruluşunun 3984 Sayılı Yasanın 33. Maddesi gereğince uyarılmasına karar verilmiştir.
3984 Sayılı Yasanın 33. Maddesine göre, Üst Kurul, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, izin şartlarını ihlal eden, yayın ilkelerine ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını uyarır veya aynı yayın kuşağında açık şekilde özür dilemesini ister.''
Bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde ihlale konu olan programın yayınının, 1- 12 kez arasında durdurulacağı ifade edilen açıklamada, söz konusu programla ilgili olarak RTÜK'e 11 Aralık 2010 tarihinden itibaren pek çok şikayet geldiği bildirildi. Şikayetlerde genel olarak programın yayından kaldırılmasının talep edildiği belirtilen açıklamada, ancak RTÜK'ün programlara yayınlanmadan önce müdahale etme veya programları yayından kaldırma yetkisi bulunmadığı vurgulandı.
12 Ocak 2011
10 Ocak 2011
GEORGE GERBNER ARŞİVİ
Annenberg School for Communication, University of Pennsylvania, 25 yıllık Dekan'ı Profesör George Gerbner'ın elektronik arşivini açtı: http://www.asc.upenn.edu/gerbner/archive.aspx?sectionID=191
Arşiv'de George Gerbner'in tüm eserleri, hayatı ve yazışmaları yer alıyor. Yanında uzun yıllar asistan olarak çalışan ve uluslararası kültürel göstergeler projesini Türkiye'de yürüten Prof. Dr. Veysel Batmaz ile olan yazışmaları da yer aldı: http://www.asc.upenn.edu/gerbner/archive.aspx?sectionID=93&packageID=672
Arşiv'de George Gerbner'in tüm eserleri, hayatı ve yazışmaları yer alıyor. Yanında uzun yıllar asistan olarak çalışan ve uluslararası kültürel göstergeler projesini Türkiye'de yürüten Prof. Dr. Veysel Batmaz ile olan yazışmaları da yer aldı: http://www.asc.upenn.edu/gerbner/archive.aspx?sectionID=93&packageID=672
08 Ocak 2011
8 OCAK 2011: ÜNİVERSİTE KONFERANSI BİTTİ:
SONUÇ BİLDİRİSİ: Konferansta katılımcı kurumların arkasında duracağı ve üniversitelerdeki mücadeleyi bir ileri aşamaya taşıması öngörülen “Sonuç Deklarasyonu” konferansta gerçekleşen tartışmalar ışığında son haline getirildi.
Deklarasyonda, 12 başlık altında toplanan sorunlara ilişkin yapılması gerekenler anlatılıyor. Deklarasyonda yer verilen maddeler özet olarak şu şekilde:
1.Eğitim her kademede eşit ve parasız olarak verilmeli, harç uygulaması derhal kaldırılmalıdır. Üniversite eğitiminin yıllardır sistematik bir şekilde paralı hale getirilmesi sonucu üniversitelerde eğitim tam anlamıyla paralı hale gelmiştir. (...) Eğitimin her kademede ücretsiz olarak sağlanması anayasal olarak güvence altına alınmışken eşit ve parasız eğitim hakkını savunan üniversite öğrencilerinin talepleri karşılanmalıdır, üniversite kapıları emekçi çocuklarına ardına kadar açılmalıdır.
2. Üniversite öğrencilerine iş güvencesi olan güvenli bir gelecek sağlanmalıdır. Üniversiteler her geçen yıl sayıları artan işsizler üretmektedir. Türkiye’de iş bulabilmek için üniversite mezunu olmak artık yeterli değildir. Geleceğini göremeyen üniversiteliler her geçen gün kişisel kaygıları ile daha çok ilgilenen ve toplumla kurmuş olduğu bağları zayıflayan bir profile doğru yönlendirilmektedir. (...) Türkiye’nin planlı bir ekonomiye, piyasacı değil kamucu bir toplum örgütlenmesine ihtiyacı vardır. Resmi rakamların bile her 3 gençten birinin işsiz olduğunu gizleyemediği koşullarda gençlere iş güvencesi olan çalışma koşulları sağlanmalıdır.
3. Bilimsel eğitimin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Üniversitelerin halk için bilimsel üretimde bulunan kurumlar olması gerekirken bugün bilimsel üretim bilinçli bir şekilde engellenmektedir. Bilimsel üretimin önündeki en büyük engel, üniversitelerin şirketler ile kurmuş olduğu ilişkilerle birlikte üniversitelerin halkın çıkarlarını değil sermayenin çıkarlarını savunan yapılar olmasının amaçlanmasıdır. Üniversitelerin yeniden bilimsel kurumlar haline gelmesi için üniversite, kar amacı güden özel kuruluşların değil halkın menfaati için üretmelidir.
4.YÖK kaldırılmalıdır. YÖK’ün temsil ettiği zihniyet üniversitelerden temizlenmelidir. Üniversiteler yaklaşık 30 yıldır başta YÖK eliyle sistematik bir biçimde baskı altında tutulmaktadır. YÖK, var olan sistemin üniversitelerdeki uygulatıcısı konumundadır. Yıllardır üniversitelerin tarihsel konumunu yerle bir etmek için ciddi dönüşümlere imza atan YÖK, son 8 yıldır da iktidar partisi AKP tarafından yönetilmektedir. (...)
5. Üniversite öğrencilerine uygulanan baskıya son verilmelidir. YÖK tarafından son yıllarda binlerce öğrenci üniversitelerinden uzaklaştırılmış, yüzlerce akademisyen hakkında soruşturmalar açılmıştır. Bu süreçte üniversite öğrencilerinin talepleri marjinalize edilmeye çalışılmakta, üniversitelerde AKP’den farklı bir siyasi görüşe sahip olan herkes sistematik bir şekilde baskı altına alınmaktadır. Öğrencilerin üzerindeki baskının hukuksal dayanağı olan disiplin yönetmeliği kaldırılmalı, soruşturma ve ceza uygulamaları geleceğe dönük olarak iptal edilmelidir. (...)
6.Anadilde eğitim hakkının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Anadilde eğitim hakkı bilimsel ve insani bir haktır. Bilimsel eğitimden uzaklaşan üniversitelerde bir öğrencinin en doğal hakkı olan anadilde eğitim görme hakkı yok sayılmaktadır. Kaldı ki İngilizce olarak eğitim veren devlet üniversiteleri dil dayatmasını açık bir şekilde yaparken özellikle Türkiye halklarının konuştuğu dillerin üniversitelerde yasaklanması manasızdır. (...) Kimliklerinden ötürü öğrencilerin üzerindeki baskılara son verilmelidir.
7.Üniversitelerdeki sivil polis ve özel güvenlik birimlerinin görevlerine son verilmeli, üniversitelerde öğrencileri izleyen kameralar kaldırılmalıdır. AKP’nin üniversitelere dönük uygulamaları, bu kurumların doğalında sahip olması gereken muhalif kimliği sindirmeye yöneliktir. Bugünün Türkiye’sinde her üniversitenin içerisinde onlarca sivil polis ve özel güvenlik birimleri her gün üniversite öğrencilerini taciz etmekteyken üniversite kapılarında otobüsler dolusu kolluk kuvvetleri bekletilmektedir. Üniversiteler kameralar ile izlenmekte, üniversite öğrencilerinin günlük yaşamları gözetim altına alınmaktadır. Üniversite öğrencilerinin kampüs girişlerinde aranmasına kadar varan uygulamalar, kampüsten çok karakola benzetilen üniversite yerleşkelerinin baskı altındaki vahim tablosudur.
8.Üniversite öğrencilerinin siyasi görüşlerini duyurmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Öğrencilerin siyasi görüşlerinin engellenmesi üniversitelerde en çok karşılaşılan baskılardan biridir. AKP’den farklı bir siyasi görüşe sahip üniversite öğrencileri marjinalize edilmeye çalışılmakta ve kamuoyunda itibarsızlaştırılmaktadır. AKP, üniversitelerde bizzat kendi kontrolünde cemaat ve tarikat örgütlenmelerinin önünü açan uygulamalara imza atmakta bu durum kamuoyunun bildiği bir geçek halini almıştır. Son yıllarda uygunsuz biçimde atanan ve AKP ile ilişkileri açık olan rektörler üniversitelerde bu baskının uygulayıcılarıdır. Öğrencilerin örgütlenme ve siyasi görüşlerini ifade etme hakkı önündeki tüm engeller ve yasaklar kaldırılmalıdır.
9.Atama yöntemiyle göreve getirilen rektörler üniversiteleri temsil etmemektedir. (...) Rektörlük seçimlerinin göstermelik kurgusu ve sonucunda istenilen adayların atandığı bu sistem açıkça üniversite bileşenlerinin iradesini yok saymak anlamına gelmektedir.
10.Üniversite yönetiminde üniversite bileşenlerinin iradesi temsil edilmelidir. Üniversitelerin yönetimi dahil olmak üzere hiçbir kademede öğrencilerin görüşleri alınmamaktadır. YÖK’ün kuruluşu ile birlikte üniversitelerde uygulanmaya başlayan öğrenci temsilciliği adı altındaki kurumlar göstermelik birer demokrasi oyunundan öteye geçmemektedir. Birçok üniversitede bu temsilciliklerin seçimleri dahi yapılmamaktadır. Üniversite öğrencilerinin ihtiyacı göstermelik temsilciliklerden ibaret olmamalıdır. Üniversite öğrencilerinin üniversite yönetiminde söz hakkı önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Üniversiteler öğrenciler, akademisyenler ve üniversite çalışanlarının seçimle oluşturacağı bağımsız bir kurul tarafından yönetilmelidir.
11.Üniversite öğrencilerinin ücretsiz ve sağlıklı koşullarda barınma hakkı olmalıdır. (...) Kadın öğrencilerin yurtlarda sıkça tacize uğradığı, yurtların kışla mantığı ile yönetildiği bir ortamda var olan boşluk cemaat ve tarikat yurtları ile doldurularak “sosyal devlet” ilkesi ayaklar altına alınmaktadır. Yurtlarda yaşanan sorunlar kamuoyu tarafından da bilinmektedir ancak durumun iyileştirilmesine dönük hiçbir planlama bugüne kadar yapılmamıştır.
12.Üniversite öğrencilerinin sosyal ve kültürel gelişimlerine engel olan uygulamalara son verilmeli, üniversitelerin sosyal yaşamını geliştirici önlemler alınmalıdır. Üniversitelerde sosyal yaşamın öğrencilerin kişisel gelişiminde önemli bir yeri kaplaması gerekirken bugün üniversitelerde entelektüel üretimler yasaklanmaktadır. Üniversite topluluklarının eşitliğe ve paylaşıma dayalı üretimleri üniversite yönetimleri tarafından engellemekte olup toplulukların yapmış olduğu faaliyetler ise sıkı bir denetimden geçirilmektedir. (...)
“İlerleyen günlerde yapılması düşünülen toplantılarda ve üniversitelerde konferans sonuç metnin referans olarak kullanılması ve üniversite öğrencilerinin taleplerinin gerçekleştirilmesi için konferans bileşenleri sürecin takipçisi olacaktır” ifadesi ile sona eren deklarasyon, büyük bir alkış desteği ile kabul edildi ve konferans sona erdi.
(soL-Haber Merkezi)
Deklarasyonda, 12 başlık altında toplanan sorunlara ilişkin yapılması gerekenler anlatılıyor. Deklarasyonda yer verilen maddeler özet olarak şu şekilde:
1.Eğitim her kademede eşit ve parasız olarak verilmeli, harç uygulaması derhal kaldırılmalıdır. Üniversite eğitiminin yıllardır sistematik bir şekilde paralı hale getirilmesi sonucu üniversitelerde eğitim tam anlamıyla paralı hale gelmiştir. (...) Eğitimin her kademede ücretsiz olarak sağlanması anayasal olarak güvence altına alınmışken eşit ve parasız eğitim hakkını savunan üniversite öğrencilerinin talepleri karşılanmalıdır, üniversite kapıları emekçi çocuklarına ardına kadar açılmalıdır.
2. Üniversite öğrencilerine iş güvencesi olan güvenli bir gelecek sağlanmalıdır. Üniversiteler her geçen yıl sayıları artan işsizler üretmektedir. Türkiye’de iş bulabilmek için üniversite mezunu olmak artık yeterli değildir. Geleceğini göremeyen üniversiteliler her geçen gün kişisel kaygıları ile daha çok ilgilenen ve toplumla kurmuş olduğu bağları zayıflayan bir profile doğru yönlendirilmektedir. (...) Türkiye’nin planlı bir ekonomiye, piyasacı değil kamucu bir toplum örgütlenmesine ihtiyacı vardır. Resmi rakamların bile her 3 gençten birinin işsiz olduğunu gizleyemediği koşullarda gençlere iş güvencesi olan çalışma koşulları sağlanmalıdır.
3. Bilimsel eğitimin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Üniversitelerin halk için bilimsel üretimde bulunan kurumlar olması gerekirken bugün bilimsel üretim bilinçli bir şekilde engellenmektedir. Bilimsel üretimin önündeki en büyük engel, üniversitelerin şirketler ile kurmuş olduğu ilişkilerle birlikte üniversitelerin halkın çıkarlarını değil sermayenin çıkarlarını savunan yapılar olmasının amaçlanmasıdır. Üniversitelerin yeniden bilimsel kurumlar haline gelmesi için üniversite, kar amacı güden özel kuruluşların değil halkın menfaati için üretmelidir.
4.YÖK kaldırılmalıdır. YÖK’ün temsil ettiği zihniyet üniversitelerden temizlenmelidir. Üniversiteler yaklaşık 30 yıldır başta YÖK eliyle sistematik bir biçimde baskı altında tutulmaktadır. YÖK, var olan sistemin üniversitelerdeki uygulatıcısı konumundadır. Yıllardır üniversitelerin tarihsel konumunu yerle bir etmek için ciddi dönüşümlere imza atan YÖK, son 8 yıldır da iktidar partisi AKP tarafından yönetilmektedir. (...)
5. Üniversite öğrencilerine uygulanan baskıya son verilmelidir. YÖK tarafından son yıllarda binlerce öğrenci üniversitelerinden uzaklaştırılmış, yüzlerce akademisyen hakkında soruşturmalar açılmıştır. Bu süreçte üniversite öğrencilerinin talepleri marjinalize edilmeye çalışılmakta, üniversitelerde AKP’den farklı bir siyasi görüşe sahip olan herkes sistematik bir şekilde baskı altına alınmaktadır. Öğrencilerin üzerindeki baskının hukuksal dayanağı olan disiplin yönetmeliği kaldırılmalı, soruşturma ve ceza uygulamaları geleceğe dönük olarak iptal edilmelidir. (...)
6.Anadilde eğitim hakkının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Anadilde eğitim hakkı bilimsel ve insani bir haktır. Bilimsel eğitimden uzaklaşan üniversitelerde bir öğrencinin en doğal hakkı olan anadilde eğitim görme hakkı yok sayılmaktadır. Kaldı ki İngilizce olarak eğitim veren devlet üniversiteleri dil dayatmasını açık bir şekilde yaparken özellikle Türkiye halklarının konuştuğu dillerin üniversitelerde yasaklanması manasızdır. (...) Kimliklerinden ötürü öğrencilerin üzerindeki baskılara son verilmelidir.
7.Üniversitelerdeki sivil polis ve özel güvenlik birimlerinin görevlerine son verilmeli, üniversitelerde öğrencileri izleyen kameralar kaldırılmalıdır. AKP’nin üniversitelere dönük uygulamaları, bu kurumların doğalında sahip olması gereken muhalif kimliği sindirmeye yöneliktir. Bugünün Türkiye’sinde her üniversitenin içerisinde onlarca sivil polis ve özel güvenlik birimleri her gün üniversite öğrencilerini taciz etmekteyken üniversite kapılarında otobüsler dolusu kolluk kuvvetleri bekletilmektedir. Üniversiteler kameralar ile izlenmekte, üniversite öğrencilerinin günlük yaşamları gözetim altına alınmaktadır. Üniversite öğrencilerinin kampüs girişlerinde aranmasına kadar varan uygulamalar, kampüsten çok karakola benzetilen üniversite yerleşkelerinin baskı altındaki vahim tablosudur.
8.Üniversite öğrencilerinin siyasi görüşlerini duyurmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Öğrencilerin siyasi görüşlerinin engellenmesi üniversitelerde en çok karşılaşılan baskılardan biridir. AKP’den farklı bir siyasi görüşe sahip üniversite öğrencileri marjinalize edilmeye çalışılmakta ve kamuoyunda itibarsızlaştırılmaktadır. AKP, üniversitelerde bizzat kendi kontrolünde cemaat ve tarikat örgütlenmelerinin önünü açan uygulamalara imza atmakta bu durum kamuoyunun bildiği bir geçek halini almıştır. Son yıllarda uygunsuz biçimde atanan ve AKP ile ilişkileri açık olan rektörler üniversitelerde bu baskının uygulayıcılarıdır. Öğrencilerin örgütlenme ve siyasi görüşlerini ifade etme hakkı önündeki tüm engeller ve yasaklar kaldırılmalıdır.
9.Atama yöntemiyle göreve getirilen rektörler üniversiteleri temsil etmemektedir. (...) Rektörlük seçimlerinin göstermelik kurgusu ve sonucunda istenilen adayların atandığı bu sistem açıkça üniversite bileşenlerinin iradesini yok saymak anlamına gelmektedir.
10.Üniversite yönetiminde üniversite bileşenlerinin iradesi temsil edilmelidir. Üniversitelerin yönetimi dahil olmak üzere hiçbir kademede öğrencilerin görüşleri alınmamaktadır. YÖK’ün kuruluşu ile birlikte üniversitelerde uygulanmaya başlayan öğrenci temsilciliği adı altındaki kurumlar göstermelik birer demokrasi oyunundan öteye geçmemektedir. Birçok üniversitede bu temsilciliklerin seçimleri dahi yapılmamaktadır. Üniversite öğrencilerinin ihtiyacı göstermelik temsilciliklerden ibaret olmamalıdır. Üniversite öğrencilerinin üniversite yönetiminde söz hakkı önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Üniversiteler öğrenciler, akademisyenler ve üniversite çalışanlarının seçimle oluşturacağı bağımsız bir kurul tarafından yönetilmelidir.
11.Üniversite öğrencilerinin ücretsiz ve sağlıklı koşullarda barınma hakkı olmalıdır. (...) Kadın öğrencilerin yurtlarda sıkça tacize uğradığı, yurtların kışla mantığı ile yönetildiği bir ortamda var olan boşluk cemaat ve tarikat yurtları ile doldurularak “sosyal devlet” ilkesi ayaklar altına alınmaktadır. Yurtlarda yaşanan sorunlar kamuoyu tarafından da bilinmektedir ancak durumun iyileştirilmesine dönük hiçbir planlama bugüne kadar yapılmamıştır.
12.Üniversite öğrencilerinin sosyal ve kültürel gelişimlerine engel olan uygulamalara son verilmeli, üniversitelerin sosyal yaşamını geliştirici önlemler alınmalıdır. Üniversitelerde sosyal yaşamın öğrencilerin kişisel gelişiminde önemli bir yeri kaplaması gerekirken bugün üniversitelerde entelektüel üretimler yasaklanmaktadır. Üniversite topluluklarının eşitliğe ve paylaşıma dayalı üretimleri üniversite yönetimleri tarafından engellemekte olup toplulukların yapmış olduğu faaliyetler ise sıkı bir denetimden geçirilmektedir. (...)
“İlerleyen günlerde yapılması düşünülen toplantılarda ve üniversitelerde konferans sonuç metnin referans olarak kullanılması ve üniversite öğrencilerinin taleplerinin gerçekleştirilmesi için konferans bileşenleri sürecin takipçisi olacaktır” ifadesi ile sona eren deklarasyon, büyük bir alkış desteği ile kabul edildi ve konferans sona erdi.
(soL-Haber Merkezi)
30 Aralık 2010
VİSTİLEF AÇIKLIYOR:POLİSE SINIRSIZ ARAMA İZNİNİ MESUT PARLAK ALDIRTTI...
Örtüsüz baskı İstanbul Üniversitesi üzerine 1998 yılından beri çökmüş durumda. Bu baskının değişik görünümlerini Vistilef arşivinden de izleyebilirsiniz. Ancak, bu kez alenileşti. Aslında, bu izni alan emniyet güçlerine ve verditen İstanbul Üniversitesi yöneticilerine sormak lazım. 2004 yılından bu yana polisin sınırsız arama ve engelleme izni varken, üniversitede çıkan olayların sorumlusu kim? İşte bu cevap meseleyi açıklığa kavuşturur. Cevabı bekliyoruz....
ÖRTÜSÜZ BASKI
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün talebiyle 1. Sulh Ceza Mahkemesi Fatih İlçesi sınırları içerisinde bulunan tüm fakültelerin girişlerinde, içlerinde öğrencilerin üstlerini, çantalarını, poşetlerini, özel eşyalarını arayabilecek. Kararın; bilime ve akademik özgürlüğe vurulmuş bir darbe olduğunu belirten öğrenciler, İstanbul Üniversitesi ana kapısı önünde toplanıp seslerini duyurdu.
'POLİS DIŞARI, BİLİM İÇERİ'
Genç-Sen, Öğrenci Kolektifleri, Demokratik Yurtsever Gençlik, TKP'li Öğrenciler, Gençlik Muhalefeti ve Emek Gençliği'nin çağrısıyla Edebiyat Fakültesi ve Merkez Kampüs'te toplanan 300 öğrenci, ana kapı önüne yürüdü. Öğrenciler, "Polis dışarı, bilim içeri", "Öğrenci düşmanı Yunus Söylet istifa", "YÖK'e rake, zaningehe rizgar ke", "YÖK, polis, mobese, edi bese" sloganlarını attı. Öğrenciler, ayırca Herne peş ve Beyazıt Marşı'nı söyledi.
KARARIN SEBEBİ '68 FOBİSİ
Oğuz Yüzgeç, öğrenciler adına yaptığı açıklamada, alınan bu kararla anayasada belirtilen en temel insan hakları ilkelerinden olan seyahat özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı hakkı, özel hayatın gizliliği ilkelerinin de ihlal edildiğini söyledi. Yüzgeç, bu karara karşı kamuoyunda görüşleri sorulan okul yönetiminin verdiği cevaplara dikkat çekti.
Rektör Yunus Söylet'in "Karardan haberim var. Ancak yurtdışında olduğum için açıklama yapmayacağım" dediğini, Rektör Yardımcısı Ahmet Gökçen'in ise "Öğrenci olaylarının Avrupa'da tırmanışa geçmesi üzerine bu kararı aldık" şeklinde açıklama yaptığını hatırlatan Yüzgeç, bu açıklamanın hem çok vahim olduğunu, hem de verdiği mesaj bakımından çok anlamlı olduğunu söyledi.
'ÜNİVERSİTELER TESLİM ALINMAK İSTENİYOR'
Oğuz Yüzgeç, "Avrupa'da öğrenciler harç zamlarına karşı günlerdir sokaklarda. Bunu gözeterek alınan bir karar açıkça göstermektedir ki, İstanbul Üniversitesi özelinde öğrencilerin haklarını alabilecek uygulamalara ses çıkarmasının önüne geçilme isteği bu kararı onlara aldırtmıştır" dedi.
Yüzgeç, ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe, Anadolu Üniversitesi, Yıldız Teknik üniversiteleri ve Dolmabahçe toplantısı esnasında İstanbul'un birçok yerinde üniversitelilerin polis şiddetine maruz kaldığını hatırlattı, AKP hükümetinin üniversitelerde yarattığı yıkımlara karşı sesini çıkaran, bir araya gelen üniversitelileri baskı altına alarak, tehdit ederek teslim almak istediğini söyledi.
OHAL İÇİN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ PİLOT OKUL
Bu kararın, Rektör Söylet'in Başbakan'la yaptığı görüşmeden sonra alındığına dikkat çeken Yüzgeç, bu kararın üniversitelerde olağanüstü hal ilanı olduğunu ve İstanbul Üniversitesi'nin pilot okul olarak seçildiğini söyledi. Oğuz Yüzgeç, "Bilinsin ki ne üniversitemizde, ne de Türkiye'nin diğer üniversitelerinde baskılara boyun eğmeyeceğiz" dedi.
Öğrenciler, İstanbul Üniversitesi Rektörünü, söz konusu karar ve öğrencilere verilen cezalar gerekçesiyle istifaya çağırırken, polise sınırsız arama yetkisi veren mahkeme kararının da derhal iptal edilmesini istedi.
ETHA
Kaynak: http://www.adilmedya.com/haber.asp?id=13090
'POLİS DIŞARI, BİLİM İÇERİ'
Genç-Sen, Öğrenci Kolektifleri, Demokratik Yurtsever Gençlik, TKP'li Öğrenciler, Gençlik Muhalefeti ve Emek Gençliği'nin çağrısıyla Edebiyat Fakültesi ve Merkez Kampüs'te toplanan 300 öğrenci, ana kapı önüne yürüdü. Öğrenciler, "Polis dışarı, bilim içeri", "Öğrenci düşmanı Yunus Söylet istifa", "YÖK'e rake, zaningehe rizgar ke", "YÖK, polis, mobese, edi bese" sloganlarını attı. Öğrenciler, ayırca Herne peş ve Beyazıt Marşı'nı söyledi.
KARARIN SEBEBİ '68 FOBİSİ
Oğuz Yüzgeç, öğrenciler adına yaptığı açıklamada, alınan bu kararla anayasada belirtilen en temel insan hakları ilkelerinden olan seyahat özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı hakkı, özel hayatın gizliliği ilkelerinin de ihlal edildiğini söyledi. Yüzgeç, bu karara karşı kamuoyunda görüşleri sorulan okul yönetiminin verdiği cevaplara dikkat çekti.
Rektör Yunus Söylet'in "Karardan haberim var. Ancak yurtdışında olduğum için açıklama yapmayacağım" dediğini, Rektör Yardımcısı Ahmet Gökçen'in ise "Öğrenci olaylarının Avrupa'da tırmanışa geçmesi üzerine bu kararı aldık" şeklinde açıklama yaptığını hatırlatan Yüzgeç, bu açıklamanın hem çok vahim olduğunu, hem de verdiği mesaj bakımından çok anlamlı olduğunu söyledi.
'ÜNİVERSİTELER TESLİM ALINMAK İSTENİYOR'
Oğuz Yüzgeç, "Avrupa'da öğrenciler harç zamlarına karşı günlerdir sokaklarda. Bunu gözeterek alınan bir karar açıkça göstermektedir ki, İstanbul Üniversitesi özelinde öğrencilerin haklarını alabilecek uygulamalara ses çıkarmasının önüne geçilme isteği bu kararı onlara aldırtmıştır" dedi.
Yüzgeç, ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe, Anadolu Üniversitesi, Yıldız Teknik üniversiteleri ve Dolmabahçe toplantısı esnasında İstanbul'un birçok yerinde üniversitelilerin polis şiddetine maruz kaldığını hatırlattı, AKP hükümetinin üniversitelerde yarattığı yıkımlara karşı sesini çıkaran, bir araya gelen üniversitelileri baskı altına alarak, tehdit ederek teslim almak istediğini söyledi.
OHAL İÇİN İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ PİLOT OKUL
Bu kararın, Rektör Söylet'in Başbakan'la yaptığı görüşmeden sonra alındığına dikkat çeken Yüzgeç, bu kararın üniversitelerde olağanüstü hal ilanı olduğunu ve İstanbul Üniversitesi'nin pilot okul olarak seçildiğini söyledi. Oğuz Yüzgeç, "Bilinsin ki ne üniversitemizde, ne de Türkiye'nin diğer üniversitelerinde baskılara boyun eğmeyeceğiz" dedi.
Öğrenciler, İstanbul Üniversitesi Rektörünü, söz konusu karar ve öğrencilere verilen cezalar gerekçesiyle istifaya çağırırken, polise sınırsız arama yetkisi veren mahkeme kararının da derhal iptal edilmesini istedi.
ETHA
Kaynak: http://www.adilmedya.com/haber.asp?id=13090
29 Aralık 2010
İLLET İŞİM GALERİSİNE NE OLDU?
Müdürlüğünü Prof. Dr. Suat Gezgin'in yaptığı Türkiye'nin ilk iletişim galerisi adı altında takriben yedi kez açılışı yapılan, sergilediği parçalar arasında herkesin evinde bulunabilecek yenilikte iletişim daktiloları ve sahaflarda çokça bulunabilecek hurda dergi ve basılı malzemeler ile eski püskü fotoğraf makinesi aksamları bulunan, müzeleri üzesi "İstanbul İletişim Fakültesi İletişim Galerisi" sonunda müzelik oldu ve bulunduğu İ.Ü. Nadide Yazma Eserler Kütüphanesi binasından atıldı. Ne olacağı belli olmayan bu nadide illet işim ürünlerine yer aranıyor. Yaşayan ve yaşamayan Vakıf üniversitelerine duyurulur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)