Add to Flipboard Magazine.

04 Şubat 2012

OLMADI EMRE, OLMADI; SANA DÜŞMEZ "DEKAN" SAVUNMAK... GAZ-TECİ OLARAK ETİMOLOJİ ÖĞRENMEN LAZIM...

KİM BU DEKANLAR, REKTÖRLER...  "SENDROM" YİNE ESKİSİ GİBİ Mİ?
Dekan, "onbaşı" demek. Roma Ordusunun bir tabiri. "Rektör" ne demek onu söylemeyelim şimdilik; özellikle gastroenterolog  tıpçılar epistemolojik sindirim sistemi kökenini iyi bilirler bu makamın.
Bir dekana, bir öğrenci istediğini söyler; rektöre de söyler, profesöre de... Öğrencilerin hizmetinde olan bu zevat, sadece Türkiye'deki zer-zevat; kendilerini bir halt zanneder. (Hemen atlamayın sazan gibi, yoksa Emre'ye dönersiniz: Zer ne demek, bir inceleyin bakalım.). Bir halt olmadıklarından da ona buna soruşturma açmaktan başka halta yaramaz bu zerlisinden zer-zevat.

Haber mealen şu: Ekşi Sözlük'te Dekan'a "herif" diyen Mikail Boz'a verilen ceza Marmara Üniversitesi rektörlüğü tarafından, gelen tepkiler üzerine, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yönetim Kurulu (Disiplin Kurulu) tarafından verilen 6 ay uzaklaştırma'dan bir hafta uzaklaştırmaya düşürüldü. Emre Aköz de buna itiraz etti, dekanı ve 6 ay'ı savundu.


Ancak, dostumuz, okuldaşımız ve öğrencimiz köşeci yazıcısı Emre Aköz'ün, (ki Medyaya Düşman Yetiştiriyorum adlı  kitabın 3. baskısının arka kapağında güzel yorumları ile yer almıştır) konuyu saptırmakta ve cezayı savunmakta olduğunu üzülerek müşahede ettik. Dekana "herif" diyene verilen cezanın "normal" olduğunu ve "herif"in hakaret içerdiğini iddia eden Aköz, bu haberi yayımlayan Milliyet gazetesine de çatarak, "Bir Milliyet muhabiri patronuna 'herif' dese ceza almaz mı?" diyerek, bir fakültenin dekanı ile bir şirketin patronunu aynı yerde gördüğünü itiraf etmiş oldu. Yani, aslı onbaşı olan bir zer-zevat türünü şirk-et patronuna benzetmek aslında neoliberal görünümün tezahürü de olsa, ayıp. Olmadı Emre, üniversiteyi şirk-et'e benzetirsen, anlaşamayız. Mesele, Ekşi Sözlük'te yorum yazan öğrencinin kullandığı kelimeler değil, söyledikleri doğru mu değil mi? Sen gaz-teci olarak ona eğil... Ve bizi aydınlat. Dekanlar ve rektörler öğrenciler için, tersi değil. Bir de etimolojilere dikkat et: Dekan'ın, rektörün ne demek olduğunu öğrendin, ceberut, "Allah'a giden üçüncü yol ya da azamet" demek; "herif" de "becerikli"; Fakülte de "beceri"...  Hatta, Atatürk'e "bu adam" denir. Ertuğrul Özkök'e de, "hergele"... Hatırladın değil mi?

02 Şubat 2012

RTÜK BAŞKANINA NOT:


RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun:“İçerik kalitesini etkilediği için konuya ilgisiz kalamayız. RTÜK olarak reyting ölçümlerini yapmak gibi bir niyetimiz de yok. Dünyanın hiçbir yerinde yayıncılık düzenleyici otoritelerinin böyle bir görev üstlenmesi söz konusu değil.” (MediaCat Dergisi, Şubat 2012)

01 Şubat 2012

GÜNÜN YAZISI:

BU YAZIYI KİM YAZDI? YA-HU, BU YAZIYI YAZMAYA BİRAZ AR, HAYA, EDEP GEREK: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=312270 

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ'NDE VE ONUN İLLETİŞİM FAKÜLTESİ'NDE DE UYGULANACAK MI?


Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan Devlet Memurları Tebliği’ne göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerinden, kurum ve kuruluşların yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu, danışma kurulu üyelikleri ve komisyon, heyet, komite ile benzeri organlarda görev alanlara, kurum içi ve kurum dışı ayrımı yapılmaksızın görevlerinden sadece biri için ücret ödenecek
Böylece çift ödeme yapılan devlet memurları birini tercih etmek zorunda kalacak. Milliyet'in haberine göre; kamu kurumlarında birden fazla görev alan kişiler, bu görevlerin hangisinden ücret alacağını belirleyerek asli görevli bulunduğu kurumun merkez teşkilatı personel birimi ile görev yaptığı birime on gün içerisinde bildirecek.

19 Ocak 2012

SANKİ ÜNİVERSİTE ÜÇ BEŞ TIP FAKÜLTESİNDEN İBARET: TAM GÜN DELİNMEYCEK AMA ÜNİVERSİTE DELİNDİ, KİM TIKAYACAK?

Sağlığımızdan sorumlu Bakan:
"TAM GÜN DELİNMEYECEK AMA…
“Eşitlik ilkesini savunanlar Tam Gün’e karşı çıkmamalı. Bıçak parası yargı paketine girdi ve artık rüşvet suçu muamelesi görecek. Tam Gün nedeniyle çok istisnai kabiliyeti olan doktorların üniversite hastanelerinde çalışmadığına yönelik eleştiriler değerlendirildi. Bunun için YÖK’le bir proje üzerinde çalışıyoruz. Buna göre konsültanlık hakkı getirilecek. Yani, çerçevesi belli bir şekilde, dışarıda muayenehanesi olan bir doktora üniversitelerde sözleşmeli olarak ders verme ya da ameliyat yapma izni gelecek. Bu durum Sayın Başbakan’ın ameliyatıyla ortaya çıkmadı. YÖK’le daha önce bu konuda yazışmıştık. "

"NO TİME’CI DOKTORLAR
Araştırmalar eskiden aksıyordu. Daha önce üniversite hastanelerinde full time, part time bir de ‘no time’cılar vardı. Artık öyle değil. Sabah işine başlayacaksın, öğrencilerini anaç tavuğun civcivlerini kanatlarının altına alması gibi alacaksın, araştırmanı da yapabilirsin, hastalarına da bakabilirsin. Muayenehane lobisi sayıları az da olsa sesleri fazla çıkan bir lobi."


VİSTİLEF SORUYOR: BU BAKANI ÜNİVERSİTELERE SALAN KİM?

14 Ocak 2012

VİSTİLEF HÜKÜMETE DE, TÜSİAD'A DA, YOK EDİLECEK YÖK'E DE ÖNERİYOR: TÜM ÜNİVERSİTELER MEZUN-ÖĞRENCİ-ÖĞRETİM ÜYELERİ TARAFINDAN KURULACAK VAKIFLARA DEVREDİLSİN. FAKÜLTELER KALDIRILSIN; BÖLÜMLER VE OKULLAR KURULSUN; EĞİTİM ZENGİNE PARALI, YOKSULA PARASIZ OLSUN !

TÜSİAD'dan YÖK ziyareti

TÜSİAD, YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya'yı ziyaret ederek, yüksek öğretimin yeniden yapılandırılması ile ilgili önerilerini anlattı. TÜSİAD'ın, 2008 yılında hazırladığı Yükseköğretim Raporu'na dayandırdığı önerileri, YÖK'ün faaliyetleri ile son derece uyumlu.
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, dün YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya’yı ziyaret etti. Heyet, yüksek öğretimin yeniden yapılandırılması ile ilgili olarak görüş ve önerilerini YÖK Başkanı’na sundu.
Görüşmenin ardından gazetecilere açıklama yapan Ümit Boyner ''Türkiye'nin 2023'te 10 büyük ekonomi arasına girmek gibi ileriye yönelik ciddi hedefleri var, ama şu anki insan gücümüzün ve eğitim yapımızın buna çok da yeterli olmadığını elimizdeki raporlarla görüyoruz'' dedi. TÜSİAD2ın 2008 yılında hazırladığı Yükseköğretim Raporu’ndan bazı noktaları YÖK Başkanı Çetinsaya’ya aktardıklarını belirten Boyner, yüksek öğretimin Türkiye’nin rekabetçi yapısının artırılması için yeniden ele alınması gerektiğini söyledi:
''TÜSİAD aslında 2008 yılında bir Yükseköğretim Raporu yayınlamıştı. Bunu geliştirmek istiyoruz. Bugün sayın Çetinsaya'ya bu raporda yer alan bazı noktaları da aktarma imkanı bulduk. Aslında ideal olan Türkiye'de bilim kurumları olan üniversitelerin anayasayla özerkliklerinin güvence altına alınması. Eğitimi, verimliliği, kaliteyi, iş gücü piyasalarında vasıf uyumsuzluğunu gidermeyi ve Türkiye'nin rekabetçi gücünü artırmayı tekrar ele almak gerekiyor. Bu açıdan da üniversitelerimizin daha bağımsız özerk ve esnek yeni bir yapıya kavuşturulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. YÖK'ün bağımsız tüm üniversitelerle hükümet arasındaki eşgüdümü sağlayan yapıda olmasını istiyoruz.''
TÜSİAD heyetinde Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner’in yanısıra, TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Mehmet Ali Aydınlar, TÜSİAD Eğitim Çalışma Grubu Başkanı Enver Yücel, TÜSİAD Genel Sekreter Yardımcısı Ebru Dicle, TÜSİAD Ankara Daimi Temsilcisi Eray Akdağ ve TÜSİAD Sosyal Politika Araştırmaları Bölümü Kıdemli Uzmanı Deniz Gürel yer aldı. TÜSİAD üyelerinin yanı sıra Yükseköğretim Raporu’nun hazırlanmasına katkı sunan TED Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Öktem Vardar, İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülsün Sağlamer ve Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Emel de heyette yer aldı.
TÜSİAD'ın raporu YÖK faaliyetleri ile uyumlu
Heyet Gökhan Çetinsaya’ya sunduğu önerileri, Ümit Boyner’in açıklamalarında bildirdiği üzere TÜSİAD’ın 2008 yılında hazırladığı ‘Türkiye’de Yükseköğretim: Eğilimler, Sorunlar ve Fırsatlar’ adlı Yükseköğretim Raporu’na dayandırdı. Söz konusu Rapor incelendiğinde, aslında özellikle son yıllardaki YÖK faaliyetlerinin raporun içeriği ile ve raporda yer alan önerilerle son derece uyumlu olduğu görülüyor.
TÜSİAD söz konusu raporda, yüksek öğretimin piyasa ile entegrasyonunun artırılması, bu çerçevede Bologna sürecine daha fazla dahil olunması, devlet üniversitelerinde de mütevelli heyetleri kurulmasının önünün açılması, üniversitelerde mali özerkliğin sağlanması gibi önerilere yer veriyor.
Mütevelli heyetlerinin artırılması öneriliyor
Üniversitelerin patronlara devredilmesi anlamına gelen mütevelli heyetleri TÜSİAD’ın raporunda şu ifadelerle destekleniyor:
“Mütevelli heyetleri Türkiye’deki vakıf üniversitelerinde yasal bir gerekliliktir. Yükseköğretim sistemi yeniden gözden geçirilirken, politika yapıcılar ve üniversiteler vakıf üniversiteleri tarafından kurulan modeli göz önünde bulundurabilir, kurum dışı üyelerin de bulunduğu danışma kurullarının kurulması seçeneğini dikkate alarak vakıf üniversitelerinin deneyimlerinden yararlanabilir. Söz konusu kurullar üniversite yönetimine mevzuatın müdahalesi olmaksızın, üniversitelerin düzgün şekilde yönetilmelerini sağlayıp, hesap verebilirliği güvenceye alabilirler.”
Özel üniversitelerin neredeyse tümünde mevcut olan mütevelli heyeti uygulaması 2009 yılında kimi devlet üniversitelerinde de pilot uygulama kapsamında hayata geçirilmeye başlanmıştı. Üniversitelerdeki bütün faaliyetlerin kar amacı ve sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yürütülmesini hedefleyen bu uygulamada, üniversite dışından üniversitelerin idari sorumlularının (rektörlük, dekanlık vs.) üzerinde yetkiye sahip olan bir kurul oluşturuluyor. Kurul içerisinde kentin önde gelen kanaat önderlerinin yer alması öngörülüyor. Bakanlık ve YÖK tarafından belirlenen üyeler arasında patronlar da bulunuyor.
TÜSİAD: Üniversitelere mali özerklik sağlansın
Raporda “mali sürdürülebilirlikleri için bizzat sorumluluk alabilecek, daha profesyonel bir biçimde yönetilen üniversiteye duyulan ihtiyaç” olarak tarif edilen üniversitelerin mali özerkliği, aslında üniversitenin bir ticari işletmeye dönüşmesi anlamına geliyor.
TÜSİAD'ın üniversite raporundan: “Mütevelli heyetleri Türkiye’deki vakıf üniversitelerinde yasal bir gerekliliktir. Yükseköğretim sistemi yeniden gözden geçirilirken, politika yapıcılar ve üniversiteler vakıf üniversiteleri tarafından kurulan modeli göz önünde bulundurabilir, kurum dışı üyelerin de bulunduğu danışma kurullarının kurulması seçeneğini dikkate alarak vakıf üniversitelerinin deneyimlerinden yararlanabilir. Söz konusu kurullar üniversite yönetimine mevzuatın müdahalesi olmaksızın, üniversitelerin düzgün şekilde yönetilmelerini sağlayıp, hesap verebilirliği güvenceye alabilirler.”
Bir önceki YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan 2010 yılında yapmış olduğu bir konuşmada, üniversitelerin devlet bütçesinden aldığı payın yetersiz olduğunu, bu durumu gidermek için rektörlerin elinden geleni yaptığını, yeni kaynaklar yaratmak konusunda seferber olduklarını, ne yapıp edip devlet bütçesi dışındaki gelirleri artırmanın yolunu bulacaklarını açıklamıştı. Yusuf Ziya Özcan döneminde, üniversiteler adeta birer alışveriş merkezine dönüştürüldü. Hemen her üniversitede okula adımını atan her öğrenci bir banka ile müşteri sözleşmesi imzalamak zorunda kalıyor. Yemekhaneden kantinlere, harç ödemesine kadar her işlem öğrenci kartı görünümündeki anlaşmalı bankaların kartları aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Tekno kentler, kariyer günleri ve benzeri uygulamalar öğrencilerin yaratıcılığını ve mesleki yetilerini sermayenin ihtiyaçlarıyla sınırlandırıyor.
"Yaşam boyu öğrenme"
TÜSİAD, yüksek öğretim raporunda Bologna sürecinin ayaklarından biri olan ‘yaşam boyu öğrenme’ programlarının geliştirilmesi, daha fazla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor ve bu yönde şu önerilerde bulunuyor:
“● Yaşam boyu öğrenmenin, mali ve toplumsal açıdan önemli getiriler sağlayan bir iş fırsatı olarak düşünülmesi ve bu nedenle yaşam boyu öğrenmeye ilişkin daha proaktif ve piyasa yönelimli olunması
● Yaşam boyu öğrenme programlarının mesleki eğitim programlarıyla bütünleştirilmesi”
TÜSİAD’ın önerileri arasında yer alan ‘yaşam boyu öğrenme’ üniversite diplomaları önemsizleşirken, diplomaların yanına eklenen sertifikaların belirleyici hale gelmesi anlamına geliyor. Bu sertifikalar şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda, ücretli kurslar, seminerlerle temin ediliyor. Böyle bir üniversitel yapıda, bilime yer olmadığı çok açık. (Kaynak: SOL)
İlgili Linkler: http://www.vistilefblog.blogspot.com/2010/01/tam-gun-yasasi-tip-fakultelerini-degil.html
http://www.vistilefblog.blogspot.com/2009/06/her-universiteye-ayri-kanun-ve.html
http://vistilefblog.blogspot.com/2007/11/niversitelerde-yeni-yapilanma-art.html
http://vistilefblog.blogspot.com/2010/11/cumhurbaskani-hakli.html