Add to Flipboard Magazine.

04 Haziran 2012

REKTÖRLER SENDROMU SÜRÜYOR... DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK...


Kampuste 13 bin uzaklaştırma

Üniversitelerde son 12 yılda 49 bin öğrenciye soruşturma açıldı.

-         Türkiye’deki üniversite öğrencileri hakkında 2000 yılından bu yana toplam 48 bin 268 disiplin soruşturması açıldı. Disiplin soruşturması açılan öğrencilerden 34 bin 818’ine çeşitli disiplin cezaları verilirken 598’i süresiz olmak üzere 12 bin 939 öğrenci okuldan uzaklaştırıldı.

Üniversitelerde öğrencilerin demokratik haklarını kullanarak yaptıkları her eyleme karşı soruşturma açılması verilere de yansıdı. CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın Bilgi Edinme Yasası kapsamında yaptığı başvuru üzerine Türkiye’de 2000-2012 yılları arasında üniversite öğrencileri hakkıda açılan disiplin soruşturmalarına yönelik veriler açıklandı. Türkiye genelinde toplam 144 üniversitenin disiplin soruşturmalarına ilişkin verdiği bilgileri derleyen MEB’nin verilerine göre 2000-2012 yılları arasında toplam 48 bin 268 öğrenci hakkında çeşitli nedenlerle disiplin soruşturması açıldı.

Soruşturmalar AKP’yle arttı


Disiplin soruşturması açılan öğrenci sayısı AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana artış gösterdi. 2003 yılında 3 bin 19 soruşturma açılırken 2004 yılında 3 bin 553, 2005 yılında 3 bin 625, 2006 yılında 4 bin 27, 2007 yılında 4 bin 194, 2008 yılında 4 bin 444, 2009 yılında 5 bin 308, 2010 yılında 6 bin 1 ve 2011 yılında ise 5 bin 871 olarak gerçekleşti. Hakkında disiplin soruşturması açılan 34 bin 818 öğrenciye ise disiplin yönetmeliği kapsamında kınama, uyarı, okuldan uzaklaştırma gibi çeşitli cezalar verildi. MEB’in verilerine göre 12 yıl içinde kınama cezası verilen öğrencilerin sayısı 8 bin 953 olarak hesaplanırken en fazla kınama cezası 971 öğrenciyle 2010 yılında gerçekleşti. Uyarı cezası alan öğrencilerin sayısı toplam 12 bin 926 olarak hesaplandı.

Öğrencilere yönelik “uyarı” ve “kınamanın” dışında okuldan uzaklaştırma cezası alanların sayısı ise toplamda 12 bin 939 olarak hesaplandı. Bu öğrencilerden 9 bin 824’üne bir, 2 bin 517’sine ise iki dönem uzaklaştırma cezası verildi. 2000-2012 yılında 598 öğrencinin ise okullarıyla ilişiği tamamen kesildi. YÖK’ün 12 Eylül’ün izlerini taşıyan disiplin konusundaki mevzuatına göre öğrenciler hakkında şu suçlamalar (!) nedeniyle disiplin soruşturması açıldı:

“Kütüphaneden izinsiz kitap çıkarmak, Kürtçe ders okutulması talebi, kütüphaneye kitabın iadesinin yapılmaması, izinsiz dergi dağıtmak, izinsiz pankart, döviz açmak, gösteri yapmak, YÖK’ü protesto etmek, izinsiz bildiri okumak, koşu törenine katılmamak.”
-        MAHMUT LICALI / Cumhuriyet

02 Haziran 2012

TURKCELL KRİTİK DÖNEMEÇTE...


MV Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Vargı'nın, 01.06.2012 tarihinde www.mvholding.com.tr sayfasında, "Kamu otoritesi yetkisini kullanarak, artık Turkcell'de yaşananlara müdahale etmeli. Böylece Turkcell'in, süre gelen ortak kavgalarından bağımsız bir şekilde yatırımlarına devam etmesi ve bir dünya markası olarak konumlanması sağlanmalıdır.'' sözlerini "ortak taşıyıcılık" (common carrier) kavramını Türk hukukuna getirmek hedefine göre okumak lazım. İkna olmak istemeyene 'malın sahibi devlet (kamu), gereğini yapın' demekte de mahzur yok. Bunları on yıl önce Karartma: RTÜK Rütüklenemez kitabında yazdık.Veysel Batmaz

TURKCELL’İN ÖYKÜSÜ
Türkiye'de GSM temelli mobil iletişim, Şubat 1994'te Turkcell'in hizmete girmesiyle başladı. Şu anda 40 milyon dolaylarında bulunduğu telaffuz edilen cep telefonu toplam abonesinin yaklaşık dörtte üçü hızla büyüyen Turkcell’den servis alıyor. Turkcell’in buraya nasıl geldiğine bir bakmak gerek: İsveç’te dünyanın ilk özel mobil telefon şirketi olan ComVic’in CEO’su Thorsten Press’in Murat Vargı ile işbirliğine girmesinden 1,5 yıl sonra, yine bir İsveç şirketi olan Ericcson’un da Türkiye’de benzeri faaliyette bulunmasından dolayı, planlı bir şekilde Ericcson ile ortaklığa gidildi. Başta ComVic’de Thorsten Press olmak üzere Murat Vargı ve ona araştırma yapan Prof. Veysel Batmaz, Ericsson’dan Ersin Pamuksüzer, o zamanki Kavala Grubu’ndan Prof. Asaf Savaş Akat ve Sonera’nın katkıları oldu. Türk grupların ve de özellikle Ericcson’dan Ersin Pamuksüzer’in hedef abone rakamları Sonera ve ComVic’den daha iyimserdi. Ancak Sonera’nın ilk on yıl sonunda abone tahmini 600 bin idi.
Türkiye’nin önde gelen grupları, Sabancı dışında, konu ile ilgili bilgilendirildi, ancak ilgilenmediler. Projeye dahil olmamalarının nedeni bilinmiyor, Vargı da bu konuda konuşmak istemiyor. Ancak bunu, projeyle ilgilenmeyen grupların iş odaklanmalarıyla ilgili tercihleri olarak kabul ettiğini düşünmemek için bir neden yok.
Kavala, vizyon sahibiydi ve yeni bir sektöre girme arzusundaydı. Çukurova’dan Mehmet Emin Karamehmet’in en belirgin yönlerinden olan girişimci yapısı, risk alması ve çalışma azmi büyük rol oynadı. Sırasıyla Murat Vargı, ComVic, Ericsson, Kavala, Çukurova ve ComVic’in ayrılması ile Sonera projeye dahil oldu.
Konjontür uygundu. 1988 yılında Türkiye hükümeti Pan European anlaşmasını imzalayarak bu anlaşmaya dahil olmuştu. Dolayısıyla 1991 yılı ihale, 1992 yılında da Pan European ülkelerinde GSM sisteminin başlamasını tavsiye ve zorunluluk haline getiriyordu. Anlaşmayı Türkiye adına dönemin ulaştırma bakanı Ekrem Pakdemirli imzalamıştı.
İhaleye ilk Siemens girmişti, ihale sırasında Telsim Siemens hisselerini satın aldı. Turkcell ve Telsim dışında Motorola ve Jefi Kamhi ihaleye katıldılar. İhale ve teklif süreci iki sene sürdü. Bir iki kere yenilendi.
Turkcell, 1994 yılında da fiili olarak faaliyet geçti. 27 Nisan 1998'de Ulaştırma Bakanlığı ile 25 yıllık GSM lisans anlaşması imzalayan Turkcell, 31 Mart 2006 itibarıyla, yaklaşık 8,0 milyar Amerikan Doları yatırım yapmış oldu. Hisseleri 11 Temmuz 2000'de İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) ve New York Stock Exchange'de (NYSE) eşzamanlı olarak işlem görmeye başlayan Turkcell, NYSE'ye kote olan ilk Türk şirketi unvanını kazandı. 2006 ikinci çeyreğinde de 5 milyon 570 bini faturalı, 24 milyon 260 bini ön ödemeli olmak üzere 29 milyon 830 bin yurtiçi abone sayısına ulaşmış oldu. Turkcell'in Fintur aracılığıyla ve TeliaSonera ile ortak olarak sahip olduğu Azerbaycan, Kazakistan, Gürcistan ve Moldova'daki iştiraklerinin 31 Mart 2006 itibarıyla 6,4 milyon abonesi bulunuyor.

27 Mayıs 2012

26 Mayıs 2012

ESRA ARSAN MEDYA AKADEMİSİNİN EN ÖNEMLİ KİŞİLERİNDEN BİRİDİR... İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLAYAMAZ

Vistilef'in Üst Notu: Üniversitede her şey olunur, her şey yapılır; türbanla derse de girilir, ders de verilir, Fırat Haber Ajansı'na mülakat da verilir, Lenin rozetiyle de dolaşılır. Yeni (V)akit, Hürriyetimsi varaklıyor, varaklamasın, varaklatırlar...

Yeni Akit Eski Vakit, İletişim Bilimci Esra Arsan'ı hedef gösterdi.


Yeni Akit gazetesi, Fırat Haber Ajansı'na röportaj veren Doç. Dr. Esra Arsan'ı hedef gösterek, "Üniversitede bir PKK yandaşı" başlıklı bir haber yaptı. Akademisyenler ve öğrencileri Arsan'a sahip çıkarken, Arsan Akit'e dava açacağını söyledi.
ANF'nin haberine göre, Tutuklu gazeteciler üzerine ANF’de Perşembe günü mülakatı yayınlanan Bilgi Üniversitesi Medya İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Arsan, Yeni Akit gazetesinin bugünkü nüshasında "Üniversitede bir PKK yandaşı" başlığı ile hedef gösterildi.
Akit, Esra Arsan'ın, "Ülkemizde demokrasi, insan hakları, basın ve ifade özgürlüğü önünde Demokles’in kılıcı gibi dikilen Terörle Mücadele Kanunu kullanılarak, muhalif, alternatif, eleştirel gazeteciler, düşünürler, akademisyenler ve üniversite öğrencileri hapse atılıyor" şeklindeki tespitini, "Öğretim üyesinden PKK dili" alt başlığıyla yansıttı. Gazetede ayrıca Arsan'ın başörtü yasağını savunan bir isim olduğu yalanı da öne sürüldü.
Arsan: 'Haber KCK iddianamesine benziyor!'
Doç. Dr. Esra Arsan, Akit'in 'haber'ine tepki göstererek, dava açacağını duyurdu. Yeni Akit', “Yalancı, iftiracı, çarpıtıcı, ötekileştirici, düşmanlaştırıcı söylem üstadı" diye tanımlayan Arsan, şunları belirtti: "Kendilerini gazeteci sanan yalancı soytarılar hakkımda bu iftira haberi yayımlamış. Yeni Akit’in hakkımda yazdığı haberde kullandığı dil ve söylem KCK iddianamesi gibi ötekileştirici ve yanlış ifadelerle dolu. Ben hayatım boyunca düşünce ve ifade özgürlüğünü savundum. Ama hiç üniversitede başörtüsü yasağını savunmadım. Hiç utanmıyor bunlar! Ayrıca, ben hiç yasakçı bir üniversitede çalışmadım. Çalıştığım kurum her türlü inanç ve düşünce özgürlüğüne saygı duyan bir kurum. Yeni Akit’e tazminat davası açacağım."
Destek mesajları gelmeye başladı
Arsan'a Akit'in hedef gösteren haberinin ardından sosyal medya üzerinden destekler geldi.
Galatasaray Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, "Yeni Akit'in yayınını kınıyorum, bu kaçıncı hedef gösterme? Bu tür gazetecilik ülkemiz basınında öz-denetimin işlememesinin sonucudur" diyerek tepkisini dile getirirken; gazeteci Ahmet Tulgar da, "Doç. Dr. Esra Arsan bu ülke akademisinin genç kuşaktaki yüz aklarındandır. Destek verelim" ifadelerini kullandı. Yine gazeteci İsmail Saymaz da, Akit'in ANF'ye konuştuğu için Arsan'ı hedef göstermesini, "Gerici, dindar olduğundan ötürü değil, basit ve ilkel olduğundan ötürü, gericidir. Esra Arsan'a diş gösteren gazete gibi" sözleriyle eleştirdi. Bilgi Üniversitesi'nden Esra Ercan Bilgiç de, "Ayrımcı, yalancı, kötücül Yeni Akit Esra Arsan'ı iftiralarla karalamaya çalışıyor. Utanmıyorlar!" ifadelerini kullandı.
Ayrıca siyaset Bilimci Maya Arakon, DurDe Sözcüsü Cengiz Alğan, gazeteci Şafak Timur, Ayça Örer gibi pek çok isim Arsan'la dayanışma sergilerken; yüzlerce öğrencisi de sessiz kalmadı ve twitter üzerinden "Hocam, yanınızdayız", "Ogun Samastları kışkırtmaya çalışıyorlar" mesajları gönderdi.

10 Nisan 2012

Tam Gün ve Afiliasyon Çalıştayı, 31 Mart 2012 tarihinde İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’nde gerçekleştirildi.

ADI BİLE FAUL... "TAM GÜN" YOK, AKADEMİK MESAİNİN YERİ VE ZAMANI YOK... ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİDEN OLUŞUR, "PROFESÖR"DEN FİLAN DEĞİL...
Linki de faul... http://www.istanbul.edu.tr/  Bu linkte Tam Gün ve Afiliasyon Çalıştayı İstanbul Üniverstesi'nde Yapıldı'yı tıklayın, başka türlü ulaşamıyorsunuz.İşte Üniversite web sayfası da böyle olur!

Vitrin doluyor, dersler boş geçiyor, makaleler intihal ve yanlış... Yayın yerleri (özellikle web yayınları) atmasyon... Üniversite giderek boşalıyor...  Bilim, tıp dahil, üniversitelerin dışında yapılıyor... Üniversitelerde yapılan tek şey kol bacak takmak... Ama umutluyuz ! Bir gün olacak, dolacak, üniversite de üniversite (teklik-tevhid) olacak... Baksanıza, binlerce yıldır bilinenler yeni keşfediliyor... İşin başında, görev aşkıyla, yeni yıllara...