15 Ekim 2013
04 Ekim 2013
ŞU (Z)AT İŞBAŞINDA
İstanbul Üniversitesi İletişim
Fakültesi kurulduğu 1993 yılından bu yana çalkantılı bir akademik düzeyde bata
çıka yüzüyor. Sanki bir “Penguen” mübarek... Öğretim kalitesi, özellikle
gazetecilik bölümünde, yerlerde sürünen bu okul, 2013 Ekim ayında, tarihinde ilk
kez kaliteli medya eğitimi yapabilmek için yeni bir fırsat yakaladı; “fakülte” adına
yaraşır yönetim kurulları ve bölüm başkanları göreve geldi; eski yönetimden
kişiler 20 yıldır kendi kendilerini tayin ettikleri kurullara yapılan seçimler
sonucunda giremediler. Fakat, açıkta kalan bu gaz-lama manipülatörlerinin “yetiştirdiği”
gaz-teciler yine rahat durmuyorlar ve düşman yetiştirilecek hale getirdikleri
medyayı yine kirli amaçları için kullanıyorlar ve gaz-te tarihine
komiklikleriyle imza atmaya devam ediyorlar.
Şu iki linki tıklayın ve
yayın tarihlerine bakın:
http://www.radikal.com.tr/egitim/ogrenci_ailesinden_dekana_kinama_cezasi-1123318
; http://www.hurriyet.com.tr/gundem/24841593.asp
Okudunuz herhalde: Haber
aynı, belgeler aynı. Peki, yayın tarihlerine dikkat ettiniz mi? Radikal’de yayınlanan 28 Şubat 2013
tarihli; Hürriyet’te yayınlanan 3
Ekim 2013 tarihli; arada 7 ay kadar fark var. Haberin olay tarihi, 2 Şubat
2013.
Kovulduğu medyaya düşman
olacağına, onu kaynak olarak kullanan Uğur Dündar’ı da alet ettikleri bu 3 Ekim 2013 tarihli “yeni” “manipülasyoncu”
haber, Doğan Medya’sının farklı bu iki varakında neden 7 ay arayla iki kez
yayınlandı? Bu sorunun cevabı, bu iletinin başlığında... Anlaşılan yönetimi
arındıran şu andaki Dekan Prof. Dr. Aydemir Okay’ı yıpratmak (!) için bu saçma haberden
başkasını bulamamışlar. Hempaları uyarıyoruz: Bu daha başlangıç...
[Uğur
Dündar'ın manipülasyona katkısı için Bkz: 03.10.2013 tarihli HalkTV’de yayınlanan “Halk Arenası”
adlı programın bir bölümü— Veysel Batmaz’ın NOTU: Düşman yetiştirdiğimiz medyanın baş
Ertuğrulgillerinden olan Yılmaz Közdil denilen kişinin “ne tür bir medya”
istediğinin lapsüsü, son günlerin tek başarılı gazeteciliği olan ve sorularıyla gaz-teci değil, gazeteci olduğunu kanıtlayan Ece Zereycan’ın Esat Röportajını yorumlayış
dangalaklığında sırıtmış durumda... Neymiş efendim, "diktatör Esat Türk
televizyonlarını kendi propagandası ve Başbakan’ımıza hakaret için kullanıyormuş, hiç kimse Başbakan'ımıza hakaret edemezmiş, Obama'ya bu diktatör hakaret edebiliyor muymuş... televizyonlarımızı bu diktatöre kullandırtmamamız, alet olunmaması lazımmış..." : http://www.haber3.com/yilmaz-ozdil-esadi-yerden-yere-vurdu-haberi-2232666h.htm Ertuğrul tornasından çıkma kendi
geçmişine bakmadan şimdi medyaya söven, üç beş kulağa hoş gelen kelime oyunuyla boş bu adama “medya/orta-m—ara-ç” öğretmek
lazım... Bir de şunu vurgulayalım: Umuyoruz istemeden olmuştur; Uğur Dündar,
yukarıda linklerde yer alan haberi 7 ay sonra sanki yeni olmuşçasına hiç ilgisi
olmadığı halde programına taşımadan önce açıp telefonu, benden teyit alabilirdi.
Sorumuz şu: Uğur Dündar bu işe neden girdi?-VB]
Ertuğrulgillerden
Közdillere duyuruyoruz: Medya 2007’den sonra bozulmadı; hep bozuktu. Son
dönemde “medya yeniden yapılanmışmış, gaz-teciler işsiz bırakılmışlarmış”, vs.
Peki, 1995’lerden sonraki “medyada eleman kartelini” kim yarattı? Şimdi
Ertuğrulgiller olarak medya tarihine geçecek olanlar, replika olarak yerlerini
alan “yandaşlara” laf atarken, dönüp kendi tarihlerine baksınlar. Bir de Medyaya Düşman Yetiştiriyorum kitabını
okusunlar... Böylece yukarıda tekrar ettikleri haberin manipülasyon niteliğini
belki kavrarlar. Belki de utanırlar... Yandaşı da, kandaşı da siz (Doğan-Bilgin-Ciner-Karamehmet
med-cezircileri olarak bu yandaş dediklerinizi destekleyerek) martavalcı,
kalkınmasalcı kalemşörler yarattınız.
İstanbul Üniversitesi İletişim
Fakültesi’ne karışmayın; eski yöneticilerinden kurtulan bu okul, belki “fakülte”
olur. Karışsanız da nafile, çünkü bu okulda okuyan öğrenciler, artık sizin “iş”
bulmakla idare ettiğiniz ve medyada “stajyer” ayaklarıyla sömürdüğünüz çocuklar
değil. Anlamlı bir eğitim ve onurla yapacakları bir meslek istiyorlar.
Gerekirse, gezine gezine “muhalefeti” de onlar yaparlar. Penguenleri de Güney
Kutbuna sallayıverirler.
01 Ekim 2013
Mülkiye (Ankara SBF) Dekanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe:
Üniversitelere özel güvenliklerin yerine polisin yerleştirilmesine nasıl bakıyorsunuz?
“Kesinlikle karşı çıkıyorum. Her yeri ve her şeyi denetim altında tutmaya çalışan otoriter yönetim anlayışının bir yansıması. Üniversitelerde sürekli polisin bulunmasını gerektirecek bir güvenlik sorunu yoktur. Burayı polise açmak, üniversite yöneticilerini süreç dışına çıkarma arayışıdır. Buraya polis soktuğunuz zaman burada kavgayı, çatışmayı, ayrışmayı, bölünmeyi bilinçli olarak çoğaltmış olursunuz. Ben çok sakıncalı buluyorum. Bu konudaki bir düzenleme Türkiye’deki üniversiteleri zor bir sürece sokar.”
09 Eylül 2013
ODTÜ Rektörü Prof. Ahmet ACAR'dan önemli uyarı:
‘Polis gelirse gençlik radikalleşir’
- Bu olay sonrasında “üniversitelere polis” projesi yeniden gündeme getirildi. Görüşünüz nedir?
- Bizim yerleşkemizden 2008’de jandarma çıkarken polis konulması teklif edildi. Biz bunu uygun görmedik. Nitekim son 5 yılda da sadece iki kez dışarıdan polis istemek durumunda kalındı. Onlar da dışarıdan gelen grupların çıkardığı olaylarla ilgiliydi. Üniversitelerde çıkan çatışmaların kaynağını üniversiteler olarak görmemek lazım. Hatta üniversitelerde sosyal çevrenin daha fazla kontrolü olduğu için frenleyici bir yönü de vardır. Ama toplum gerildikçe bu gerginlik üniversiteye de kaçınılmaz olarak yansıyor. Toplumun sorunları en açık şekilde üniversitelerde yaşanıyor. Üniversitedeki olayları polisle bastırsanız dahi başka yerde yine patlayacak o gerilim. Polis gelse hem üniversitedeki gençlerin daha radikalleşmesi, hem de toplumun farklı noktalarında patlamaların yaşanma ihtimali düşünülmeli.
- Bu olay sonrasında başlayan ODTÜ tartışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- ODTÜ olayların odağına, hedefine çekilmek isteniyor. Ben üniversitemizin herhangi bir parti lehine ya da aleyhine kullanılmasını istemiyorum. Şimdiye kadar da kullanılmadı. Burası bir bilim kurumu. Ama bizim de yöneticilerimizden beklentimiz, bu tür haberler çıktığında açıp sormaları. Milli Eğitim Bakanı, YÖK Başkanı açıp sordular. Tek bir kaynaktan gelen haberler üzerine tepki göstermeyip ilgili kurumdan bilgi alarak karar verseler daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.
03 Eylül 2013
İSTANBUL İLETİŞİM İLK KEZ "FAKÜLTE" OLDU
Prof. Dr. Arzu KİHTİR, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Başkanlığına atandı; böylelikle, son on beş yıldır yöneticilik taslayanların tamamı yönetim kademelerinin ve kurulların dışına çıkartılmış oldu... Bu bir tarihi andır ve İstanbul iletişim meslek yüksek lisesi ilk kez FAKÜLTE* olmuştur.
(*) Fakülte "beceri" demektir.
(*) Fakülte "beceri" demektir.
02 Ağustos 2013
ZORUNLU AÇIKLAMA III
Eğitim Sen İstanbul 6 Nolu Üniversiteler
Şubesi'nden 01.08.2013 tarihinde yapılan açıklamada,”… açılan soruşturmaların Gezi Parkı direnişine
ilişkin ülke çapında başlatılan cadı avının üniversite ayağını oluşturduğunun
da farkındayız. Uludağ, Kocaeli ve İstanbul üniversitelerinin ardından Marmara
İletişim Dekanı Prof. Dr. Yusuf Devran’ın, Gezi Parkı direnişi üzerine kaleme
aldığı yazısında 'çevreci bir protestoyu fırsat bilerek AK Parti’yi köşeye
sıkıştırmayı hedefleyen provokasyon odakları iyi tespit edilmeli, bunların
yerli ve yabancı destekçileri adalete teslim edilip yargı sürecine
başvurulmalıdır' diyerek işaret etmesiyle Marmara Üniversite’sinde devam edilen
bu cadı avına, ... direneceğimizi
bildiriyoruz." denmektedir. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, Gezi ile ilgili sadece benim için bir sorgulama yürütmekte ve işbu sendikanın belirttiği üzere Gezi olayları ile ilgili bir “cadı avı”
kampanyası içinde yer almamaktadır. İlgilenenlerin bilgisine sunarım. Hakkımda
Suat Gezgin ve Mesut Parlak dönemlerinde açılan haksız ve hukuksuz
soruşturmalara ve cezalandırmalara ses çıkartmayan işbu sendikanın İstanbul
Üniversitesi ile ilgili olarak mesnedi olmayan "Gezi Cadı Avı" iddialarını yersizce dile getirmesini de
kınıyorum. Gezi direnişi ile ilgili duruşumun tek başına bir duruş olduğunu da
kamuya sunuyorum. Prof.
Dr. Veysel BATMAZ
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
