Add to Flipboard Magazine.

29 Nisan 2006

http://vistilefhaber.blogspot.com/ u tıklamadan güne başlamayın....

http://vistilefhaber.blogspot.com/

YARIŞMALAR.... YARIŞMALAR....
ÖĞRENCİLER İÇİN "3" YARIŞMA....

1. ÖĞRENCİ REKLAM YARIŞMASI
2. ÖĞRENCİ AMBALAJ TASARIMI YARIŞMASI
3. ÖĞRENCİ DİJİTAL FİLM YARIŞMASI

http://vistilefhaber.blogspot.com/

25 Nisan 2006

MEĞERSE DEKAN SUAT GEZGİN DE, DEKAN AA1 GİBİ DÜŞÜNÜYORMUŞ...!!!!


SUAT GEZGİN: "İLETİŞİM FAKÜLTELERİ GEREKSİZ, GAZETECİLİK ENSTİTÜLERİ KURULSUN.."

Bir Dakan düşünün, dekanlık yaptığı fakültelerin gereksiz olduğunu söylüyor; kapatılıp yerlerine gazetecilik enstitülerinin açılmasını talep ediyor. "Türkiye'de bunu yapmalıyız, ben katıldığım tüm panellerde bunu dile getiriyorum" diyor... Dile getirmekle de yetinmiyor, ne ilgisi varsa, Devlet Bakanı Beşir Atalay'a da yazılı olarak verdiğini söylüyor... Bahanesi de öğrenci fazlalığı... ve Avrupa'da da böyle yapıldığı... Her ikisi de yanlış: Birinci yanlış: Dersleri bölerek, zaten fazla olan öğretim elemanlarını motive edip, fazlalaştırarak, iyi eğitim verilebilir. Bu sadece iletişim fakültelerinde değil TIP fakültelerinde de geçerlidir. İkinci yanlış: "Avrupa'da da öyle" yapılmıyor: 3 yıllık 4 yıllık iletişim fakülteleri tüm Avrupa ve Amerika'da vızır vızır öğrenci yetiştiriyor medya sektörlerine...
Bugün, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi halihazırdaki öğretim elemanı kadrosu ile tam 5000 bin öğrenciye kaliteli eğitim verebilir. Medyaya, medyayı bilen ve onu iyi yönetebilecek mezunlar yetiştirebilir. Bunun yapılmaması; aksine, Dekan tarafından iletişim fakültelerinin kapatılması önerisi, acizlikten başka bir şey değildir. Bugün İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim elemanlarına ayda net 120.000 civarında YTL ödeniyor devletin kesesinden. Belki daha da fazla... Öğrenim gören öğrenci sayısı ise 1500 bile değil. Dekan Suat Gezgin'in argumanı sadece yanlışlardan ibaret değil, temelsiz de: Tamam, Gazetecilik Enstitüleri açılsın açılmasına da, televizyoncuları kim yetiştirecek? Internetçiler nereden yetişecek? Reklamcılar nerede öğrenim görecek? Halkla İlişkiler nerede bilimsel tarzda okutulacak? Suat Gezgin'in isteğinin AA1'in "Gazetecilik bölümleri kapatılsın" talebinden farklı tarafı yok... Bunu okuduğumuzda sizin gibi biz de şaşırdık. Bir Dekan'ın kendi fakülteleri yerine başka bir eğitim kurumu önermesine karşı çıkıyoruz. Bu tavrı kınıyoruz.
İletişim Fakülteleri, bugün iyi yönetilmiyor. Medya ile ilişkiler doğru kurulamıyor. Ahbap-çavuş ilişkileri içindeki Medyadan devşirilmiş abuk sabuk adamlarla dolu öğretim elemanları kadrosu... Duvarcı ustalarına iş yaratmaktan başka bir işlevi yok bu fakültelerin. Fakültelerde, adam kayırarak, husumet duyarak, becerikli öğretim elemanları sindiriliyor. Öğrencilerin bu konuları iyi bilmesi gerekli. "İletişim Fakülteleri gereksiz mi?" yazı dizimize devam edeceğiz...
Acizlikle yönetememek, ancak "iletişim fakülteleri kapatılsın, yerine gazetecilik ensititüleri açılsın, meslek yüksek okulları açılsın" gibi, arkaik, geçmişte kalmış ve tüm medya sektörünü içermeyen temelsiz önerilere dönüşüyor.
Bu fakültelerde çalışan öğretim elamanlarının ve öğrenim gören öğrencilerin duyarlılığı, bu abuk sabuk saçmalamalara cevap verecektir ve iletişim fakülteleri, medyada doğru yapan, etik olan, ulusal çıkarları ve Anayasal ilke ve özgürlükleri savunan elmanlar yetiştirmeye devam edecektir. Fakülteler kapatılsın diyen ve duvar örmekten başka iş yapmayan Dekanlar istemiyoruz... (Yukarıdaki fotoğrafı tıklıyoarak büyültebilir ve Suat Gezgin'in, Mart 2006'da, Akademi İletişim dergisinin -- yıl 1, sayı 4-- "İletişim Fakülteleri Gereksiz mi?" konulu soruşturmaya verdiği cevapları okuyabilirsiniz.)

DEKANLAR DUT YEMİŞ BÜLBÜL; DUVAR TAMİRATINDALAR....

..... İLETİŞİM FAKÜLTELERİNİ SAVUNANLAR DA VAR...

DERYA DENİZ KIRICI / ANKARA

İLETİŞİM FAKÜLTELERİ FABRİKA MI?.. 24.04.2006

“İletişim Fakültesi mezunu arkadaşların çoğu doğru dürüst haber yazmasını bilmiyor.” İletişim Fakülteleri fabrikasyon gazeteci yetiştiriyor ya, üretilen mallar sürekli defolu çıkıyormuş. Bu “fabrikalardan” yetişmeyip de medyada “bir yerlere gelmişler”in damardan çakan klişelerinden biri bu. Gazetecilik etiği söz konusu olduğunda ya da birisinin başarı öyküsü anlatılırken, söz konusu kişi eğer İletişim Fakültesi mezunu değilse, nedense kendini iletişim mezunlarına karşı bir savunma ihtiyacında hisseder ve hemen sözü bi şekilde bu okul mezunlarına getirerek, bu okuldan mezun olanların, “haber bile yazamadığı”nı iddia eder. Değerlendirmeyi neye göre yapıyor, baz aldığı nokta ne, belli olmadığı halde başlar sallamaya.. “Bize her gün bilmem ne kadar bu okul öğrencisi gelir ama haber yazmayı beceremez” Kendisi allame-i cihan ya, dört yıl bu okullara gidip dirsek çürüterek “vakit öldürmek” yerine, liseyi bitirir bitirmez atmış kapağı bir basın kuruluşuna, düşe kalka el yordamıyla bir şeyler öğrenmiş. Ardından öyle işler becermiş ki, bu okul mezunları dururken kendisi medyada “bir yerlere” gelmiş. Sonra başlamış “başarı öyküsünü” anlatırken, kendi klanının bildik klişesini, on yüz milyonuncu kez tekrar etmeye: “İletişim fakülteleri ne öğretiyor ki?..” Okulların insanı sadece yönlendirdiğinden habersiz, iletişim fakültelerini ön taraftan hammadde verip arka taraftan mamul ürün çıkaran bir fabrika gibi gördüğünden, sağındaki solundaki “defolu ürünlere” bakıp, kusuru ürünün hammaddesinde değil de fabrikada arıyor. Oysa bu okullar onun mantalitesi doğrultusunda üretim yapan fabrika bile olsalar, arada sırada çapaklı, delik, ayarı kayık, hatalı ürünler üretmemesi imkansız. Nasılsa işkembeden salladıkları bu iddialarını değerlendirecek bir merci de yok, at atabildiğin kadar. Elin ağzı gibi benim ağzımda torba değil ya biraz da ben sallayım. “Hukuk Fakültesi mezunlarının çoğu, yasalardan bi haber”. Ya da “Tıp fakültesi mezunlarının çoğu bademcik ameliyatı bile yapamıyor” veya “Eczacılık mezunları aspirinden başka ilaç tanımıyor”. Hadi daha da abartayım; “Ekonomi fakültesi mezunları dört işlem dahi yapamıyor...” Nasılsa dilimin kemiği yok... Anlatıyor... “İdealim gazeteci olmaktı. Bu yüzden liseyi bitirir bitirmez, hemen bir basın kuruluşunda işe başladım” Eee?.. Yani, Allah vergisi yeteneği bol olduğundan ve bu yeteneği nereye süreceğini bilemediğinden gazeteci olmak için üniversiteye bile gerek görmemiş. Sonra?.. Sonra, gazetecilik idealiymiş, ama liseden sonra medyada çalıştığı halde, başka fakülteye gitmiş. Yani kendisi de aslında mezun olduğun okulun onu yönlendirdiği branşta dikiş tutturamamış. Fakat bu gerçeği bilerek ıskalayıp, başka alandaki başarısını, İletişim Fakültesi mezunlarının başarısızlığı üzerine oturtmuş. Her ne kadar, “İletişim Fakültesi’ne değil de bilmem ne fakültesine gittim” diyerek, satırın altına “gitmeye gerek görmedim” ifadesini zulalamış, ama bana göre asıl gerekçe puanı yetmemiş. Okullar insanı ancak ve ancak yönlendirir. Yeteneğiniz varsa çeşitli bilgilerle donatılarak okulunuzun sizi yönlendirdiği branşta başarılı olursunuz. Ama yeteneğiniz yoksa 5 yıldızlı fakülte de bitirseniz, yönlendirildiğiniz alanda başarılı olmanız, Mısır’a peygamber olmaktan daha zordur. Hukuk fakültesi mezunu, diplomayı kaptığı gibi dört başı mamur avukat mı oluyor? Hayır. Aksine uzun bir dönem avukatlık stajı yapması gerekiyor. Tıp fakültesi öğrencisi mezun olur olmaz beyin ameliyatlarına mı giriyor? Hayır. Uzman olacağı alanda uzun bir eğitim daha alması gerekiyor. E, İletişim Fakültesi mezunları da diğer tüm fakülte mezunları gibi staj yaptıktan sonra mesleğinin inceliklerini kavrıyor. Bunda eleştirecek ya da yadırganacak ne var? Aslında bu durumun yadırganacak bir tarafı olmadığının herkes farkında. Ancak, İletişim Fakülteleri mezunları ortalıkta işsiz dolaşırken, başka okul mezunlarının medyanın çeşitli kademelerinde çalışmalarına olan tepkilerin giderek dillendirilmeye başlanmasından rahatsız olanlar var. O nedenle kendi “acaip ve haksız” durumlarını kamuoyunda ve –kaldıysa- vicdanlarında legalleştirerek, pozisyonlarına ayar çekmek için bu gerekçeye sığınıyorlar. Kim ne derse desin, İletişim Fakültesi mezunlarının medyanın çeşitli kademelerine gelmesi bir süre sonra kaçınılmaz olacak. En fazla bir jenerasyon sonra medyanın büyük bir kesiminde bu okul mezunları görev alacak. O nedenle şimdilerde liselerde okuyup da gazetecilik hayalleri kuran gençlere seslenmek isterim. Eğer gerçekten gazeteci, yapımcı, yönetmen vb olmak istiyorsanız, size bu konuda teorik eğitimi verecek bu okulları tercih edin. Çünkü, bu “alaylılar”ın medyada “dinazor” rolüne yatay geçiş yapmalarına artık ramak kaldı...

Derya Deniz Kırıcı E Mail: deryakirici@ttnet.net.tr

YORUM: Re: İLETİŞİM FAKÜLTELERİ FABRİKA MI?.. ()25.04.2006
Gönderen: ayşe canpolat
E Mail: postmedya@mynet.com

Yorumu: Kaleminize sağlık Derya Hanım. TRT'de de durum yazdığınız gibi. İletişim Fakültesi mezunu olmayan çoğu yapımcı, iletişim fakültesi mezunu olmayı neredeyse suç ilan edecek. Kırk yılda bir yeteneksiz bir İLEF'li görünce hemen arkasından başlıyorlar dedikoduya.Oysa İLEF mezunları başka eksiklikleri olsa bile, kesinlikle diğer muhabir ve yapımcılardan daha çok meslek ilkelerinden haberdarlar, daha fazla yayıncılık sorumluluğu taşıyorlar, dünyayla daha fazla ilgililer.Okulunu birincilikle bitirmiş pırıl pırıl İLEF mezunu gençler dururken, farklı okullardan mezun olmuş, bürokrat ya da siyasilerin yeteneksiz çocukları dolduruluyor TRT'ye. En iyi kadrolar onlara veriliyor. Sonra da kaliteli yayıncılık bekliyoruz TRT'den.

Kaynak: http://www.dorduncukuvvetmedya.com/article.php?sid=6211

23 Nisan 2006

GAZETECİLİK BÖLÜMÜ NE YAPMALI?

23 Nisan 2006 tarihli Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin adını verip sonra da ironik bir uslupla ‘GAZETECİLİK BÖLÜMLERİNİ KAPATSAK MI NE!’ diyen Ali Atıf Bir’i sorgulamadan önce, A.A.Bir’e bu eleştiri fırsatını veren gazetecilik bölüm başkanı-dekanı ve gazetecilik meslek etiği veremeyen malum kişileri sorgulamak lazım.

İletişim Fakültesi’nin bir an önce bila kaydı şart bilimsel ve hukuksal seviyeye çekilmesi lazım. Bu maksatla, ben üniversiteme, fakülteme ve bölümüme sahip çıktığım için savcılık başvurusu dahil her hukuki yolu ve akademik yayını yapıyorum.
Kemal Alemdaroğlu görevden alınacağı günlerde basında çarşaf çarşaf propaganda yazısı ile rektörünü savunan dekan Suat Gezgin, bakalım fakülteye, Alemdaroğlu’na sahip çıktığı kadar sahip çıkacak mı? Yoksa resmi evrak defterlerini tipeksleyip sessiz kalmaya devam mı edecek?


Serdar TAŞÇI
İ.Ü.İletişim Fakültesi
Gazetecilik Bölümü

(Ali Atıf Bir’in yazısı için tıklayın: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/4299390.asp?yazarid=74&gid=61)

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN!



(Fotoğrafların üzerini tek tıklayaak büyültebilirsiniz...)

BAKALIM, İ.Ü. İLETİŞİM FAKÜLTESİ Gazetecilik Bölümü Başkanı ve Dekan Prof. Dr. Suat GEZGİN, AA1'e NE DİYECEK? AA1'e DERSİNİ VERECEK Mİ?




Ali Atıf BİR aabir@bahcesehir.edu.tr

İslami gözlüklü medya

GEÇEN pazar bu köşede, "üniversite kampuslarındaki öğrenci terörüne" dikkat çekmek için bir e-posta yayınladım."Üniversiteler ’kutuplaşmalı’ örgütlenmelerin kaleleri haline gelirse Türkiye bir kez daha bu faturayı ağır öder! 54’üncü madde cesaretle sağcı, solcu, dinci, futbolcu ayrımı yapılmadan uygulanırsa kısa sürede öğrenci olaylarının önüne geçilir" dedim.Hürriyet araştırınca ucu irticai ayaklanmanın en korkuncu "31 Mart"a kadar gitti. Önüne gelen her olayı "İslami at gözlüğü" ile süzen, eleyen, yorumlayan "dinci" basının bir beni asmadığı ve tetikçilere hedef göstermediği kaldı. Üstelik yalan haber yaparak...Benim derdim üç beş çapulcudan oluşan öğrenci çetelerinin kampüsleri yangın yerine çevirmemesi, onların derdi gerici bir eylemin üstüne sünger çekme çabası...Ünlü araştırmacı David Horowitz, şubat ayında ABD’de müthiş bir kitap çıkardı. Amerikan üniversitelerinde çalışan ve gençleri zehirleyen 101 komünist profesörün adını verdi. Bu profesörlerin teröristlerin ekmeğine yağ sürdüklerini ve ABD’nin geleceğini kararttıklarını iddia etti.Türkiye’de "İslami at gözlüklü" basının yaptığı da bu. İrticaya prim verip, rejimi zayıflatıyorlar, genç beyinlere tek yönlü İslami propaganda mesajları gönderiyorlar. Tek dertleri kadını örtmek, erkek egemen bir şeriat devleti kurmak...İşte kanıt! Gerici eylemin üstünü örtmek için yapılan yalan haber. Bana e-posta gönderen Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi’nin TKP öğrenci başkanıymış!Cine 5’te programdan çıkıyorum. Bir muhabir önümü kesti:- Biz biliyoruz kesinlikle size mail’i TKP’liler göndermiş!- Kızım nereden biliyorsun, e-posta bana geldi. Bilgisayarıma mı girdin!- Yok ama eminiz o göndermiş!- Yahu nasıl emin olabilirsin, e-posta bana geldi... Yok böyle birşey."Peki siz bilirsiniz ne diyeyim" deyip asansöre bindiğimde muhabir hálá "TKP’li o, biz biliriz, biz biliriz" diye gülümsüyordu.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi son sınıf öğrencisi imiş. Mezun olacak ve bana gelen e-postanın kimden geldiğini benden daha iyi bildiğini iddia ederek gazetecilik yapacak...

Gazetecilik bölümlerini kapatsak mı ne!

(Haber takibi için tıklayın: http://www.vistilefhaber.blogspot.com/)
Hürriyet varakı, 23 Nisan 2006

16 Nisan 2006

Son başvuru tarihi 03 MAYIS 2006 günü saat : 16.00.'dır.

GENELKURMAY BAŞKANLIĞI'ndan Duyuru: Genelkurmay Başkanlığı Karargahı ile Bağlı Birlik ve Kurumlarında istihdam edilmek üzere açıktan atama yoluyla memur alınacaktır. ANKARA GİH: SENARİST: ERKEK BAYAN : İLETİŞİM FAKÜLTESİ İLE FAKÜLTE VE 4 YILLIK YÜKSEK OKULLARIN SAHNE VE GÖSTERİ SANATLARI YÖNETİMİ, SANAT YÖNETİMİ, SİNEMA-TV BÖLÜMÜ MEZUNU OLMAK. BAŞVURUDA BULUNACAK ADAYLARDA ARANACAK ŞART VE NİTELİKLER için tıklayın:
http://www.tsk.mil.tr/personel/memuralimi_nisan2006/asvlmem.htm