AŞAĞIDAKİ E-MAIL TÜRKİYE'NİN EN "ÜNLÜ" ÜNİVERSİTESİNİN YENİ REKTÖRÜ TARAFINDAN TÜM ÖĞRETİM ELEMANLARINA GÖNDERİLDİ. YORUMSUZ YAYINLIYORUZ:
Kimden: Rektorluk
Tarih: 23 Ekim 2009 Cuma 09:02
Kime: ~Academic Staff; ~Administrative Staff
Konu: 28-29 Ekim Duyurusu
Değerli Meslektaşlarım, Sevgili Arkadaşlarım,
Son zamanlarda her ne kadar yapacak çok işimiz olsa da, bütçe ve sunuş hazırlama gibi çalışmalardan bir nebze nefes alabilmek için 28 Ekim Çarşamba günü saat 13:00’ten sonra ve 29 Ekim 2009 Perşembe günü Cumhuriyet Bayramı kutlamaları nedeniyle derslere ara verilecektir.
Saygılarımla,
Prof.Dr.Halil Güven
Rektör
26 Kasım 2009
13 Kasım 2009
KİME NE DEMİŞSE HAKLI ÇIKTI...
İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Mesut Parlak'a,
Rating uzmanı, denetçisi, yönetmeni, organizatörü, köşe yazarı, televizyon artisti ve showman'i, tv program yapımcısı ve sunucusu Prof. AA1'e,
Tarhana çorbası misali araştırma yapan Tarhan Erdem'e,
ve.... Rating için AGB ve TİAK'a:
TRT ve Prof. Dr.Veysel Batmaz haklı çıktı:
reytingde şok!
Reyting ölçümlerinde hile yapıldığını iddia eden TRT haklı çıktı. TRT'nin itirazını haklı bulan mahkeme AGB ve TİAK hakkında şok bir karar verdi...Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi, AGB ve TİAK hakkında TRT’nin yaptığı itirazı haklı buldu ve bu iki şirketin yöneticilerinin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaları gerektiği kararına vardı. Televizyonlarda yayınlanan programların reyting (rating) ölçümlerinin yapan Anadolu Piyasa Araştırma Hizmetleri AŞ. (AGB) ve Televizyon İzleme Araştırmaları Komitesi (TİAK) yetkilileri hakkında, ticari sırları açıklamak suçundan kovuşturmaya gerek olmadığına ilişkin daha önce verilen karar bozuldu. TRT avukatlarının yaptığı itirazı değerlendiren Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi, iki şirket yöneticilerinin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaları gerektiği kararını hükmetti.
-AGB VE TİAK YETKİLİLERİ YARGILANACAK-
TRT avukatlarının itirazını kabul eden Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi, şüpheliler hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığı kararını kaldırarak, AGB ve TİAK yetkilileri hakkında, reyting ölçümleri yapılan deneklere ait kimlik ve data bilgilerini bazı kuruluş ve reklamcılara ve film yapımcılarına vermek suçundan Türk Ceza Kanununun 239/1 maddesinin ihlali dikkate alınarak kamu davası açılmasına karar verdi. Bu karardan sonra Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı da şüphelilerin yargılanması için kamu davası açtı. AGB Genel Müdürü Craig Jonshon ve TİAK Başkanı Ömer Kayalıoğlu, Kadıköy Asliye Ceza Mahkemesinde, TRT avukatlarının iddiaları doğrultusunda, 5237 sayılı TCK’nun 239/1 maddesi uyarınca ticari sır, müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeleri açıklamak suçundan yargılanacaklar.
-SEKTÖRDE ŞOK-
Mahkemenin bu kararı televizyon yayın sektöründe şok etkisi yarattı. Sektörde, bu kararla televizyon programlarında yapılan reyting ölçümlerinde hile yapıldığı iddialarının doğrulandığı biçiminde yorumlandı.
-YASA NE DİYOR-
5237 sayılı TCK’nun 239/1 maddesi şöyle: Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikâyet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi hâlinde de bu fıkraya göre cezaya hükmolunur.
http://www.8sutun.com/TRT-hakli-cikti-reytingde-sok_59008.html
Rating uzmanı, denetçisi, yönetmeni, organizatörü, köşe yazarı, televizyon artisti ve showman'i, tv program yapımcısı ve sunucusu Prof. AA1'e,
Tarhana çorbası misali araştırma yapan Tarhan Erdem'e,
ve.... Rating için AGB ve TİAK'a:
TRT ve Prof. Dr.Veysel Batmaz haklı çıktı:
reytingde şok!
Reyting ölçümlerinde hile yapıldığını iddia eden TRT haklı çıktı. TRT'nin itirazını haklı bulan mahkeme AGB ve TİAK hakkında şok bir karar verdi...Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi, AGB ve TİAK hakkında TRT’nin yaptığı itirazı haklı buldu ve bu iki şirketin yöneticilerinin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaları gerektiği kararına vardı. Televizyonlarda yayınlanan programların reyting (rating) ölçümlerinin yapan Anadolu Piyasa Araştırma Hizmetleri AŞ. (AGB) ve Televizyon İzleme Araştırmaları Komitesi (TİAK) yetkilileri hakkında, ticari sırları açıklamak suçundan kovuşturmaya gerek olmadığına ilişkin daha önce verilen karar bozuldu. TRT avukatlarının yaptığı itirazı değerlendiren Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi, iki şirket yöneticilerinin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaları gerektiği kararını hükmetti.
-AGB VE TİAK YETKİLİLERİ YARGILANACAK-
TRT avukatlarının itirazını kabul eden Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesi, şüpheliler hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığı kararını kaldırarak, AGB ve TİAK yetkilileri hakkında, reyting ölçümleri yapılan deneklere ait kimlik ve data bilgilerini bazı kuruluş ve reklamcılara ve film yapımcılarına vermek suçundan Türk Ceza Kanununun 239/1 maddesinin ihlali dikkate alınarak kamu davası açılmasına karar verdi. Bu karardan sonra Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı da şüphelilerin yargılanması için kamu davası açtı. AGB Genel Müdürü Craig Jonshon ve TİAK Başkanı Ömer Kayalıoğlu, Kadıköy Asliye Ceza Mahkemesinde, TRT avukatlarının iddiaları doğrultusunda, 5237 sayılı TCK’nun 239/1 maddesi uyarınca ticari sır, müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeleri açıklamak suçundan yargılanacaklar.
-SEKTÖRDE ŞOK-
Mahkemenin bu kararı televizyon yayın sektöründe şok etkisi yarattı. Sektörde, bu kararla televizyon programlarında yapılan reyting ölçümlerinde hile yapıldığı iddialarının doğrulandığı biçiminde yorumlandı.
-YASA NE DİYOR-
5237 sayılı TCK’nun 239/1 maddesi şöyle: Sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vakıf olduğu ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişi, şikâyet üzerine, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu bilgi veya belgelerin, hukuka aykırı yolla elde eden kişiler tarafından yetkisiz kişilere verilmesi veya ifşa edilmesi hâlinde de bu fıkraya göre cezaya hükmolunur.
http://www.8sutun.com/TRT-hakli-cikti-reytingde-sok_59008.html
12 Kasım 2009
TARHANA ÇORBASI ARTIK KAYNADI...
Kehanetleri ile ünlü araştırmacı gazeteci, eski politikacı, CHP eski Genel Sekreteri ve Sanayi eski Bakanı ve Aydın Doğan Holding’in 18 yılllık genel koordinatörü İnşaat Yüksek Mühendisi Tarhan Erdem, Prof. Dr. Veysel Batmaz’ı, kendisine "zıpır" dediği için mahkemeye vermişti. Bunu ve Veysel Batmaz'ın yerel mahkemeleri kazandığını daha önce duyurmuştuk.
10 Kasım 2009 tarihinde Yargıtay 4. Daire’de yapılan temyiz duruşmasında Yargıtay, "Davalı Prof. Batmaz, ‘zıpır’ kelimesini eleştiri mahiyetinde dikkat çekmek için kullanmıştır; sözleri ifade ve eleştiri özgürlüğünün koruması altındadır" hükümlü Prof. Dr. Veysel Batmaz lehine verilen yerel iki Mahkemenin (İstanbul 12. ve 13. Ticaret Mahkemeleri) kararını onadı. Zaten üç Cumhuriyet Savcısı da, Tarhan Erdem’in ve Doğan avukatlarının şikayetine, benzer gerekçe ile takipsizlik kararı vermişti.
Temyize başvuran olmasına karşın Tarhan Erdem’in kendisinin ve avukatlarının katılmadığı temyiz duruşmasında, Prof. Batmaz özetle şu şekilde kendisini savundu: "Türkiye'de istatistik ve alan araştırması konusunda on-onbeş kişiden biriyim. İletişim Fakültesi'nde Araştırma Yöntemleri profesörüyüm. Davacı, 50 bin kişilik deneklik bir alan araştırması yaptığını söyledi. Ben de ona "zıpır" dedim. Sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada 50 bin deneklik bir tarama yaptığını söyleyen herkese de 'zıpır' derim."
Bundan önce de, yine bir Aydın Doğan yazarı olan Prof. AA1, kendisine "okuma özürlü, cahil" dediği için Prof. Batmaz’ı mahkemeye vermişti. Prof. Batmaz Yargıtay'da, "ben manav değilim, profesörüm, okuma özürlü ve cahil olanları saptamaktır işim, her sömestir yüzlerce öğrenci için yapıyorum bu işi; AA1 benim bir zamanlar öğrencimdi" diyerek davayı kazanmıştı.
Burada dikkate değer ve asıl önemli olan Prof. Batmaz’ın Aydın Doğan’ın yazarlarına karşı davalar kazanması değil fakat Doğan'ın avukatlarının yazarları için mahkemeler başvurup dava kaybetmeleri ve büyük ihtimalle faturayı Aydın Doğan’a kesmeleri. Kısacası, Aydın Doğan çekmedi hiç kimseden, avukatlarından ve köşeci yazıcılarından çektiği kadar. Bir de Ertuğrul'dan çok çekti son yıllarda. Ayrıntılı analiz için linki tıklayın: http://vistilefakademik.blogspot.com/2009_09_27_archive.html
Dava'ya konu olan yazı Internet'te ilk kez yayınlanıyor, tıklayın: http://vistilefakademik.blogspot.com/2009_11_15_archive.html
10 Kasım 2009 tarihinde Yargıtay 4. Daire’de yapılan temyiz duruşmasında Yargıtay, "Davalı Prof. Batmaz, ‘zıpır’ kelimesini eleştiri mahiyetinde dikkat çekmek için kullanmıştır; sözleri ifade ve eleştiri özgürlüğünün koruması altındadır" hükümlü Prof. Dr. Veysel Batmaz lehine verilen yerel iki Mahkemenin (İstanbul 12. ve 13. Ticaret Mahkemeleri) kararını onadı. Zaten üç Cumhuriyet Savcısı da, Tarhan Erdem’in ve Doğan avukatlarının şikayetine, benzer gerekçe ile takipsizlik kararı vermişti.
Temyize başvuran olmasına karşın Tarhan Erdem’in kendisinin ve avukatlarının katılmadığı temyiz duruşmasında, Prof. Batmaz özetle şu şekilde kendisini savundu: "Türkiye'de istatistik ve alan araştırması konusunda on-onbeş kişiden biriyim. İletişim Fakültesi'nde Araştırma Yöntemleri profesörüyüm. Davacı, 50 bin kişilik deneklik bir alan araştırması yaptığını söyledi. Ben de ona "zıpır" dedim. Sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada 50 bin deneklik bir tarama yaptığını söyleyen herkese de 'zıpır' derim."
Bundan önce de, yine bir Aydın Doğan yazarı olan Prof. AA1, kendisine "okuma özürlü, cahil" dediği için Prof. Batmaz’ı mahkemeye vermişti. Prof. Batmaz Yargıtay'da, "ben manav değilim, profesörüm, okuma özürlü ve cahil olanları saptamaktır işim, her sömestir yüzlerce öğrenci için yapıyorum bu işi; AA1 benim bir zamanlar öğrencimdi" diyerek davayı kazanmıştı.
Burada dikkate değer ve asıl önemli olan Prof. Batmaz’ın Aydın Doğan’ın yazarlarına karşı davalar kazanması değil fakat Doğan'ın avukatlarının yazarları için mahkemeler başvurup dava kaybetmeleri ve büyük ihtimalle faturayı Aydın Doğan’a kesmeleri. Kısacası, Aydın Doğan çekmedi hiç kimseden, avukatlarından ve köşeci yazıcılarından çektiği kadar. Bir de Ertuğrul'dan çok çekti son yıllarda. Ayrıntılı analiz için linki tıklayın: http://vistilefakademik.blogspot.com/2009_09_27_archive.html
Dava'ya konu olan yazı Internet'te ilk kez yayınlanıyor, tıklayın: http://vistilefakademik.blogspot.com/2009_11_15_archive.html
29 Ekim 2009
BUGÜN 29 EKİM... KUTLU OLSUN...
Cumhuriyet'in üniversitelerini özlemiyor muyuz?
Neden? İşte güncel bir yanıtı:
http://www.vistilefakademik.blogspot.com/
Neden? İşte güncel bir yanıtı:
http://www.vistilefakademik.blogspot.com/
28 Ekim 2009
İYİ Kİ VARSIN CUMHURİYET !



29 Ekim 1923’de ilk Cumhurbaşkanı olarak Mustafa Kemal seçildi.
Cumhuriyet’i kuru kuru kutlamaktansa, "laikçi-düzanbaz-Atatürkçülerin" hiç işine gelmeyecek bir konuyu, 27 Şubat 1923’de toplanan Gizli Celse'de, Lozan Antlaşmasının BMM’de tartışılması sırasında Mustafa Kemal’in kuracağı Cumhuriyet’in (Misak-ı Milli olarak adlandırılan) sınırlarının ne olacağına ilişkin sözlerini anımsayalım, bugünlerin anlamını kavramak için.
Mustafa Kemal (Ankara Milletvekili), açık açık, Misak-ı Milli'nin yazarı Sırrı Bey'e (İzmit Milletevekili), "keşke yazmayaydınız, başımıza çok bela koydunuz" diyor.
Alttaki metin Gizli Celse Zabıtlarının TBMM baskısından alınmıştır. Aynı zabıtların 1999 İş Bankası Yayınları baskısında bu celse sansürlenmiştir (Ayrıntısı için: Veysel Batmaz, Kıbrıs’ı Verelim, Musul’u Alalım, Salyangoz Yay., 2008, s: 145-147 ve 148; dipnotlar: 129-130 ve ss: 443-447).
MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara) - ... Arkadaşlar mevzubahis olunan mesele cidden mühim ve naziktir. Bu meseleyi asabiyetle görüşmek gayri caizdir. Onun için bütün arkadaşlarimi sukuta davet etmek cüretinde bulunacağım. ...Hepinizin bildigi gibi milli gayemizi gerçekleştirebilmek için bir çok yollara başvurulmuştur son üç dört sene içinde. Fakat hiç birinden sonuç alınamamıştır. ... Millet ve milletin öz evladi ordu sonunda bu sonuca ulaştı. ... Bugün burada yapacağımız şey bir projenin ayrıntılarını görüşmek değil, müzakereci heyetin tek başına karar veremeyeceği bir iki noktaya karar vermektir. Karar verdikten sonra bu konuların teferruatı üzerinde heyetinizi işgal etmeye gerek yoktur. ... O karar da arazi meselesinden bazı ılımlı şekilleri kabul etmek ve bazılarını tamamen dışarı atarak geri kalanı imzalayarak sulha dahil olmaktır. ... Birincisi Karaağaç'tan şimdiden sarfı nazar etmek, İkincisi Musul meselesinin hallini bir sene zarfında Türkiye ile İngilizlerin karşı karşıya geçerek intaç etmesine talik etmektir. En mühim mesele olarak bu geliyor. ... Diğer meseleler kabul edilebilecek içeriktedir. Bu iki mesele dışarıda bırakıldıktan sonra diğer maddeler kabul gördükten sonra vereceğimiz karar Karaağaç'dan şimdilik sarfınazar edeceğimizi ifade etmek ve Musul meselesinin bir sene sonra çözümüne onay vermek. Buna onay verdiğimizde zarar mı vardır ? Kural olarak şimdilik yarar mı vardır ? Buna onay vermezsek ne yapmamız gerekecektir? Bunu görüşüp karar verirsek günün işini bitirmiş olacağız. ... Bu gün sağduyu ile hepimiz anlayabiliriz ki MUSULU VERMEMEKTE ISRAR EDERSEK MUHAREBEYE DAHİL OLURUZ. Dolayısıyla, Musul meselesini bir seneye kadar hal etmek üzere sulha geçmek veya muharebe etmek mümkün müdür, kabil midir, yararlımıdır?... Fakat çok gerekli görürseniz şu Musul meselesini bugünden müspet veya menfi çözebiliriz. ... Bazı arkadaşlarımızın en övündükleri söylemi MİSAKI MİLLİ oluyor. Görüşmeciler, Misakı Milliyeyi mahvetmiş, Heyeti Vekile Misakı milliyi feda etmiş. ... Ben de diyorum ki Sırrı bey Misakı Millinin ne olduğunu anlamamıştır. Misakı Millinin ne olduğunu önce anlamalı ondan sonra mütecavizlerin kimler olduğunu meydana koymalı.
Efendiler, arazi meselesi ve hudut meselesi Misakı Millinin hepinizin bildiği gibi birinci maddesinin kapsamındadır. Misakı milli şu hat bu hat diye hiçbir vakit hudut çizmemiştir. O HUDUDU ÇİZEN ŞEY MİLLETİN MENFAATİ VE BÜYÜK MECLİSİN VERECEĞİ KARARDIR. Yoksa haritası mevcut bir hudut yoktur. Bu nedenle ne yapılmış işlerde, ne yapılacak işlerde böyle bir taarruz olmamıştır. Bilakis riayet edilmiştir. Musul için muharebeye girmemek ve bir sene sonrasına ertelemek ondan vazgeçmek değildir. Kuvvetli olduğumuz bir zaman erteleriz. Fakat bugün Musul meselesini halletmek istediğiniz zaman karşınıza yalnız İngiliz değil, Fransız, İtalyan, Japon ve bütün dünyanın düşmanları çıkar. ...Musul meselesini bugünden nasıl çözeceğiz ? Ordumuzu yürüteceğiz bu gün alacağız dersem, bu mümkündür. Musul'u gayet kolaylıkla alabiliriz. Fakat Musul'u almamızın ardından savaşın hemen sona ereceğine inanabilir misiniz ? Şüphesiz orada bir harb cephesi açmış olacağız. ...
MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara) - ... Arkadaşlar mevzubahis olunan mesele cidden mühim ve naziktir. Bu meseleyi asabiyetle görüşmek gayri caizdir. Onun için bütün arkadaşlarimi sukuta davet etmek cüretinde bulunacağım. ...Hepinizin bildigi gibi milli gayemizi gerçekleştirebilmek için bir çok yollara başvurulmuştur son üç dört sene içinde. Fakat hiç birinden sonuç alınamamıştır. ... Millet ve milletin öz evladi ordu sonunda bu sonuca ulaştı. ... Bugün burada yapacağımız şey bir projenin ayrıntılarını görüşmek değil, müzakereci heyetin tek başına karar veremeyeceği bir iki noktaya karar vermektir. Karar verdikten sonra bu konuların teferruatı üzerinde heyetinizi işgal etmeye gerek yoktur. ... O karar da arazi meselesinden bazı ılımlı şekilleri kabul etmek ve bazılarını tamamen dışarı atarak geri kalanı imzalayarak sulha dahil olmaktır. ... Birincisi Karaağaç'tan şimdiden sarfı nazar etmek, İkincisi Musul meselesinin hallini bir sene zarfında Türkiye ile İngilizlerin karşı karşıya geçerek intaç etmesine talik etmektir. En mühim mesele olarak bu geliyor. ... Diğer meseleler kabul edilebilecek içeriktedir. Bu iki mesele dışarıda bırakıldıktan sonra diğer maddeler kabul gördükten sonra vereceğimiz karar Karaağaç'dan şimdilik sarfınazar edeceğimizi ifade etmek ve Musul meselesinin bir sene sonra çözümüne onay vermek. Buna onay verdiğimizde zarar mı vardır ? Kural olarak şimdilik yarar mı vardır ? Buna onay vermezsek ne yapmamız gerekecektir? Bunu görüşüp karar verirsek günün işini bitirmiş olacağız. ... Bu gün sağduyu ile hepimiz anlayabiliriz ki MUSULU VERMEMEKTE ISRAR EDERSEK MUHAREBEYE DAHİL OLURUZ. Dolayısıyla, Musul meselesini bir seneye kadar hal etmek üzere sulha geçmek veya muharebe etmek mümkün müdür, kabil midir, yararlımıdır?... Fakat çok gerekli görürseniz şu Musul meselesini bugünden müspet veya menfi çözebiliriz. ... Bazı arkadaşlarımızın en övündükleri söylemi MİSAKI MİLLİ oluyor. Görüşmeciler, Misakı Milliyeyi mahvetmiş, Heyeti Vekile Misakı milliyi feda etmiş. ... Ben de diyorum ki Sırrı bey Misakı Millinin ne olduğunu anlamamıştır. Misakı Millinin ne olduğunu önce anlamalı ondan sonra mütecavizlerin kimler olduğunu meydana koymalı.
Efendiler, arazi meselesi ve hudut meselesi Misakı Millinin hepinizin bildiği gibi birinci maddesinin kapsamındadır. Misakı milli şu hat bu hat diye hiçbir vakit hudut çizmemiştir. O HUDUDU ÇİZEN ŞEY MİLLETİN MENFAATİ VE BÜYÜK MECLİSİN VERECEĞİ KARARDIR. Yoksa haritası mevcut bir hudut yoktur. Bu nedenle ne yapılmış işlerde, ne yapılacak işlerde böyle bir taarruz olmamıştır. Bilakis riayet edilmiştir. Musul için muharebeye girmemek ve bir sene sonrasına ertelemek ondan vazgeçmek değildir. Kuvvetli olduğumuz bir zaman erteleriz. Fakat bugün Musul meselesini halletmek istediğiniz zaman karşınıza yalnız İngiliz değil, Fransız, İtalyan, Japon ve bütün dünyanın düşmanları çıkar. ...Musul meselesini bugünden nasıl çözeceğiz ? Ordumuzu yürüteceğiz bu gün alacağız dersem, bu mümkündür. Musul'u gayet kolaylıkla alabiliriz. Fakat Musul'u almamızın ardından savaşın hemen sona ereceğine inanabilir misiniz ? Şüphesiz orada bir harb cephesi açmış olacağız. ...
SIRRI BEY (İzmit)- Paşa Hazretleri çok teşekkür ederim ki sözlerimi şayanı müdafaa buyurdunuz, anlamadığımı söylediniz. Misakı Millinin bendeniz [yazanlarından] mingayri haddin muharrirlerinden biriydim.
MUSTAFA KEMAL PAŞA (devamla)- Keşke yazmaya idiniz. Başımıza çok bela koydunuz. Yani bugün kat'iyeti ihlal eder sözlerden başka bir şey yapmadınız.
Oturum kapanır.
(Kaynak: TBMM Gizli Celse Zabıtları, 3. Cilt, 6 Mart1922-27 Şubat 1923, TBMM Basımevi, Ankara, 1980, s: 1318-1319)
Oturum kapanır.
(Kaynak: TBMM Gizli Celse Zabıtları, 3. Cilt, 6 Mart1922-27 Şubat 1923, TBMM Basımevi, Ankara, 1980, s: 1318-1319)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)