Add to Flipboard Magazine.

26 Eylül 2006

RUSYA İLE YENİ AKADEMİK İLİŞKİLER:


İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümümüz, RUSYA URAL DEVLET ÜNİVERSİTESİ Gazetecilik Bölümü ve AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü ile akademik işbirliğine başlıyor.

43. Altın Portakal Film Festivali’ne TÜRSAK Yönetim Kurulu Üyesi olarak katılan Prof. Dr. Veysel Batmaz, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit Atabek’in davetlisi olarak, Rusya Ural Devlet Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Dmitry Strovsky ile birlikte, her üç bölümün öğrenci alışverişi, ortak sempozyum düzenlemek ve yayın yapmak konusunda ilke kararı aldılar. Ural Devlet Üniversitesi, Rusya’nın üçüncü büyük kenti olan Ekaterinaburg’da, otuz bin öğrenciye sahip bir üniversite. Gaztecilik Bölümü ise genel bir kitle iletişim bölümü olarak eğitim yapıyor ve bünyesinde halkla ilişkiler, reklamcılık, radyo-televizyon gibi alt bölümleri barındırıyor. Her üç bölümün ilk bilimsel etkinliği Şubat 2007’de planlanan bir “Yeni Bir Kitle İletişim Paradigmasına Doğru” başlıklı bir Tartışma Atölyesi. Atölye Akdeniz Üniversitesi’nde yapılacak ve her üç bölümden 3 ile 5 katılımcıyla sınırlı olacak. Bu Atölyenin sonuçları Rusça, Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanacak. Daha sonra, her üç bölüm sırasıyla birbirlerini konuk ederek, bilimsel ilişkilere devam edecek. Bu ilişkiler aynı zamanda kısa ve uzun dönemli öğrenci ve öğretim üyesi takası şeklinde sürdürülecek. (Fotoğraf: Soldan sağa, Prof. Dr. Ümit Atabek, Prof. Dr. Dmitry Strovsky, Prof. Dr. Veysel Batmaz)

06 Eylül 2006

MAHÇUP ve MAHFUZ POLEMİK

Vistilef'in Notu:

Nuran Yıldız, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde doçenttir. Sabah'ta da iletişim ile ilgili yazılar yazmaktadır. Aşağıdaki yazısında Ali Atıf Bir'den bahsetmektedir. Ancak bir biliminsanına uygun olmayan tarzda, Ali Atıf Bir'in adını zikretmekten çekinmektedir. Ona ima yoluyla, göstergesel --semiolojik--anolojik-- bir tarzda 'gönderme' yapmaktadır: Yazısının başlığında, "'Bir' uzman profili" diyerek... Neden? Bilimsel polemik üniversitenin tadı tuzudur. Polemik olmadan bilim gelişmez. Vistilef olarak, Doçent Yıldız'ın bu kadar mahçup olmasını anlayamadık... Vistilef uyarıyor: Ad verin, kişiyi hedef alın, göstergelere saklanmayın; kodlamayın... İletişim analizi, kod açma, gösterilen ile gösteren arasında ilişki kurma ve bu ilişkiyi neden-sonuç ilişkisi içine sokmaktır...

Şimdi Nuran Hanım'ın mahçup yazısı:

Nuran Yıldız (3 eylül) Sabah'ta yazmış....

'Bir' uzman profili

İletişim yazarlarından 'bir'i geçen pazar reklamın, pazarlamanın uzmanlık işi olduğunu, "bu konudaki uzmanlığın nereden geliyor bile demeden önüne gelene köşe yazdırıldığını" yazmış.İletişim etiği beş paralık hale getirilirken, kulaktan dolma bilgilerle sektör yanlış yönlendirilirken yazarın sessiz kalıp, şimdi bu konudaki telaşını anlamak güç. Türkiye'nin en köklü ve saygın iletişim fakültesinde hoca olmam nedeniyle, soyadının etkisinde fazla kalıp 'bir' uzman kendisi var sananların yazdıklarını analiz etme gereği doğdu. Uzman iletişim yazarı olmak; Orkid ve Kotex gibi iki büyük markanın kalite kontrolünü kendi hane halkına yaptırmak, Cisil Hanımı pazar araştırmasında bilimsel kriter olarak kullanmaksa, Arçelik algısına ilişkin HTP verilerini analiz ederken, 2006 içinde yüksek görünen Ekim 2005'in Şafak Sezer'le değil, Arçelik'in en yüksek reklam harcaması yaptığı dönemle ilgisi olduğunu, düşük algı oranı olan Temmuz 2006'nın ise bu işi bilmeyenlerin bile kolayca anlayacağı yaz dönemindeki reklam azalması olduğunu fark etmemekse, Geçmişte AGB'nin danışmanı olduğu ve araştırma panelini belirlediği için kendisine köşe verildiği söylentisinin muhatabı olmaksa, Firmaları kendi gazetesine reklam vermek konusunda yönlendirmek, "bir tek benim gazetem yeter" diyecek kadar nesnellikten uzak olmak ve medya planlamasında firmaların kendi karlılığını analiz edemeyecek yöneticilerden oluştuğunu düşünmekse, Çok satmakla çok okunmak arasındaki reklam etkililiği açısından farkı bilmemekse, Habermas'ın "bilgiye dayalı çıkar" kavramından bir tek "çıkar" lafının akılda kalmasıysa, Ve bu özellikleri taşıyanlar uzman iletişim yazarıysa "bir" uzmanımız var."Hocalık" taşıması zor bir iştir ve tek serveti de saygın olmaktır.

(Bu yazıyı dikkatimize sunan Dr. Murat İri'ye teşekkür ediyoruz.)

03 Eylül 2006

Yaz bitti, polemik yeni başladı...

“Vistilef e.mail grubunda” polemik...

(Bu konuda kaşınanlara duyuruyoruz: “Visilef e.mail grubu” ile “Vistilef Web-Internet Siteleri” iletişimsel, hukuksal ve iletişimsel eylem olarak aynı şeyler değildir. E.mail grubu kişiye özel haberleşme hakkı kapsamında, içeriği sadece üye kişilere gönderilen bir mektuplaşma biçimidir. Haberleşme özgürlüğü kapsamındadır. “Vistilef Web-Internet Siteleri” (şu anda okuduğunuz siteler) yayıncılık kapsamında, kamuya açık, enformasyon dağıtıcılarıdır. Kaşınanların avukatlarına duyurulur... Siz de karıştırmayın... Bu "iletiler" izinlidir.)


31 Ağustos 2006, saat 19:49 PM, Veysel Batmaz yazdı:

"Benim de böyle bir-iki sapığım var. Söylemekten neden çekineyim; Google'da 'Hitiniz' 123.000'i aşarsa, TV'de program yapar ve günlük gazetede köşe yazarsanız, 'Algılama Yönetimi' diye 470 sayfalık bir kitaba imza atmış, üniversitelerde hocalık yapıyorsanız, üç iletişim şirketinin ana ortağı iseniz, bu şirketler Türkiye'nin en büyüklerinden 100'den fazlasına hizmet veriyorsa, iletişim danışmanlığı işinden çok verdiğiniz konferanslardan para kazanıyorsanız, tabii ki sapıklarınız olacak.. Benim gibi ya da benden çok daha fazla ve pek çok farklı alanda katkılarını kanıtlamış olup da tepesini attıracak kadar sapığı bulunanların da iletişim açısından yapacakları tek şey 'susmak'tır. " (Ali Saydam)

Öncesi ve sonrası: http://www.superpoligon.com/oku.asp?id=19415 da...


3 Eylül 2006, saat 16:18, İrfan Çiftçi yazdı:

Veysel Hocamız hoş eli epey dolu gelmiş...Hoş geldiniz...

Bu ASaydamcık'ın hayattaki en önemli işi NPQ dergisi olup gerisi bilindiği gibi nal toplayıcılık veya tepen kısrakların başını tutmaktan ibarettir. Bunun gece sokaklardaki adına bu andropomorf "iletişim koordinatörlüğü" diyor...Artık tamamen sıfırı tükettiği için tamamen düşe düşe düştüğü gazete ve üstüne para verilip proğram yapılan TV'lere düşmüş.

Fakaat orlardan da bu leşin bu harabe fakültemize düşmesini engelleyenlere başta zatınız olmak üzere her zaman şükran duyuyoruz ve tarihin hafızalarına kaydetmiş bulunuyoruz..

Unutanlara bir kez daha hatırlatalım..İ.Ü.İletişim Fakültesi'nin yönetimi geçen sene bu "iletişim koordinatörü" denilen ASaydam'a şeref payeleri vermeye kalkmıştı...Ama ne yazık ki dersler verdirildi bu kokoya, ama asıl ona ders verdirenler gerçek anlamda manukkanlardır. Gerçi bu memlekette yıllarca da "vatanın namus borcu" vergi diye: Manukyan vergi birincisi oldu ve cesedi ülkücülerin elleri üzerinde kalktı. Her şeye rağmen memleketimizde böyle izan yokluğu ve ahlak boşluklarına düşüyoruz. Türkiyenin en eski iletişim alanındaki akademik mecra olan burası da direkten dönmese böyle bir izansızlık ve ahlaksızlık yapacaktı...Yani reklam dünyasının manukyanın adı bu fakülteye san olarak verilecekti...Tanrım bizi nelerden korumuş!!!

3 Eylül 2006 saat: 12:29 AM, Veysel Batmaz yazdı:

Evet, “Ali Saydam” Fakültemizin bir Salonuna ad olarak verilecekti. Ancak ben, Fakülte Yönetim Kurulu'nda bunu engelledim...Edibe Sözen ve Gül Batuş da beni destekleyerek, Ali Saydam'ın adının Fakültemizin bir anfisine “sponsor” olarak verilmesini önledi. İrfan Çiftçi'nin bu konudaki duyarlılığının yanısıra, onlara da teşekkür ediyorum...

Veysel Batmaz

3 Eylül 2006, saat: 01:16 AM, İrfan Çiftçi yazdı:

Sayın Prof.Veysel Batmaz'ın dikkatlerine,
Efendim rica ederim bir şey değil, biz sadece kamu görevlisi olarak devletimizin kurumlarına sahip çıkma hassasiyetimizi göstermişizdir sizler kadar aktif olmasa da..
Ayrıca İ.Ü.İletişim Fakültesi tarihinde bir karanlık sayfayı aydınlattığınız için ben bütün akademik camia adına başta şahsınıza ve sonra da Edibe Sözen ve Gül Batuş hocalara teşekkür ediyorum gerçekten. Yoksa mazallah, adı yüksek kaldırımda bir büfeye veya zerzavat tezgahına verilmesi gereken bir kişinin ismi bu büyük şanlı ve büyük üniversitenin bir anfisinie ad olacaktı..Bu çok ciddi çünkü bu memlekette Pınar nasıl devrimci olduysa, bu fakültede de böyle isimler hoca davaroloji de ilim dalı bile oldu, ancak çok şükür ki bir yaz yağmuru gibi o günler tamamen bitti artık!!!Bundan sonrasi her halükarda iyilik güzelliktir.
Ancak bu sayfalar kapanırken, Sayın Prof.Veysel Batmaz'ın şimdi açıkladığı gibi bütün diğer yönetim kurulu üyelerini de yıllarca daha böyle ne tarihi kararları aldıklarını biraz hatırlayıp ve bizi de hatırlatıp aydınlatsalar diye öneriyorum.Yoksa bu değerli anılarını 4 sene sınra anlatsalar kimse inanmaz herkes deli gözüyle bakar, aa böyle saçmalıklar da mı olmuştu diye. Şimdi birazcık vakit var..:)) Çünkü yıllarca biz paryalar o yüce kurulun hep akademik, bilimsel, etik ve teorik, hukuki ve üniversal nitelikli yüce kararlar aldığını zannettik, meğer yönetim kurulu toplantısı diye toplanıp böyle gayri ciddi, iğne battı gibi konular da görüşülmüş...Bunu keşke açıklamasaydınız Veysel Bey, yani yüksek kavramı, kaldırımla kurul arasında özdeşlik bağlacı oluveriyor(cemal Süreya'nın dediği gibi) birden bire. İnsan aklı maalsef Heiddeger'in dediği gibi çalışıyor ve maalesef her şey geliyor işte insanın aklına...Ben çok hayal kırıklığına uğradım bu yüksek organ hakkında. Bu fakültenin doçentleri, astrolgları, gastrologları, davarologları ve filozofları ne der ne düşünür bilemem, ama ben sükûtu hayal içindeyim bu şehri stanbulda...Arzederim arzu ederlere..Selam ve saygı ve devletle...

3 Eylül 2006, saat 02:00 AM, Hikmet Kırık yazdı:

Efendim, sataşma gördüm. İrfan bey dostumuzdan. Üstmüme alındım. Geçen sefer de böyle olmuştu. Diploma mevzusunda. Ancak o zaman da tam tatile çıkacağım akşam dı kadere bak şimdi ki de öyle.
Onun için cevap falan yazmayacağım. Sadece ben hiç şaşırmadım irfan bey gibi onu diyeyim dedim. diplomasını "özel" gören bir yaklaşımdan ve başka ne beklenir. Kişi refikin kendi gibi bilirmiş. Bi hususu diyim tatilime çıkayım açıklama işi olcağını sanmam çünkü sayın dekanın uygulamaları hakkında yürütülen soruşturma süreci yapılan edilen şeylerin hiç de küçümsenmiyecek şeyler olduğunu gösterdi. Kurumsal yapılarda yönetim kurulu önemlidir. Ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım
hk

3 Eylül 2006, saat: 09:11 AM, Veysel Batmaz yazdı:

İletişim Dekanı hakkında Rektörlük LUZUM-U MAHKEME kararı almıştır. Yani Dekan Mahkeme'de hukuksuzluk ve ceberrut yönetimi nedeniyle yargılanacaktır. Dekan'ın dosyası kabarıktır. Bu dosyada henüz Ali Saydam örneğinde olan örnekler de yoktur; bir de onlar eklenirse, vay haline İstanbul Üniversitesi'nin...
VB

(Bu yazışmalar yazarların yazdıklarının birebir kopyasıdır; yazım hatalarından Vistilef sorumlu değildir.)

23 Ağustos 2006

22 Ağustos 2006

YENİ HIT DERS PROGRAMI

HİT Bölümünden duyuru...

Aşağıdaki Hakan Bey'in notu, övgü dolu. Ancak, bu övgülerin tamamı bana değil, bu programı hazırlayan ve katkıda bulunan arkadaşlara yönelmeli: Özellikle Müfredat Komisyon'unda yer alan Doç. Dr. Serra Görpe, Yrd. Doç. Dr. Meltem Erzen, Yrd. Doç. Dr. Seher Er ve Dr. Candan Çelik ve iki kez genel müfredat toplantısına katılan tüm arkadaşlar bu övgülerden pay almalıdırlar. Ben bu övgüleri bize kazandıran herkese ve özelikle yukarıda andığım programın gerçek mimarlarına, karar vericilerine teşekkür ediyorum...

Veysel Batmaz
Bölüm Başkanı

Yeni HİT Ders Programları için Bkz: http://www.hitduyuru.blogspot.com/

-----Original Message-----
From: Hakan Tuncel [
mailto:hakantl@yahoo.com]
Sent: 22 Ağustos 2006 Salı 23:10
To: veysel.batmaz@gmail.com
Subject: ders programları

Sayın Hocam,
Merhaba...HİT ders programlarını gördüm, şimdiye kadar
hiç böylesine derli toplu, ABD ve İngiltere
standardında bir yaklaşımla dersler ele alınmamıştı.
Sizin önderliğinizde bölüm çok iyi bir yere doğru
gidiyor. Bu durumdan eski bir öğretim görevlisi olarak
memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. Babam 1952
yılı ilk mezunlarından, o nedenle fakültemizin benim
için duygusal anlamda ayrı bir yeri var. Size
çabalarınız için teşekkürlerimi sunarım hocam.
Saygılarımla,
Hakan Tunçel

20 Ağustos 2006

ABD’de Akademik İlişkiler


Prof. Dr. Veysel Batmaz, 28 Temmuz-18 Ağustos 2006 tarihlerinde ABD’nin üç üniversitesini ziyaret etti.

Prof. Batmaz’ın ilk durağı Providence’daki Brown University idi. Burada Eğitim Bölümü’nden, Çin’li sosyal psikolog Prof. Dr. Jin Li ile, “ilkokul öncesi çocukların öğrenme inançları: akıl mı, statü mü öncelikli?” konusunda Türkiye’de 140 çocuk üzerinde yapılan bir araştırma ile ilgili görüş alışverşinde bulundu.

İkinci durak, Houston’daki Rice University oldu. Burada, Prof. Batmaz, uluslararası ilişkiler konusunda hazırladığı bir makale için literatür taraması yaptı.

Üçüncü ve son durağın amacı, Batmaz’ın derlediği “Otoriteryen Kişilik” kitabı çerçevesinde University of Texas at Austin’de informel bir çalışma grubuna katılmaktı. Burada, çeşitli katılımcılarla Orta Doğu’daki “otoriteryenlik” üzerinde çalışma projeleri saptamak düzeyinde onbeş günlük bir atölye çalışması yapıldı. Çalışmada özellikle son gelişmeler, demokrasi, Adornocu Otoriteryenlik, İslamiyet ve Otorite, Neocon Otoriteryenlik, Orta Doğu'da otorite ve başkaldırı, Yahudi Oteriteryenliği gibi konular ele alındı.

Bu son durakta, Prof. Batmaz, University of Texas at Austin’deki College of Communication’dan Prof. Dr. Maxwell McCombs ile uzun bir görüşme yaptı ve gelecek yıl Indiana University at Bloomington’da gerçekleştirelecek olan "5th International Symposium: Communication in the Millennium" konularında görüş alışverişinde bulundu. Aynı zamanda, görüşmede, Prof. McCombs’un kitaplarının Türkçeye çevrilmesi için ilkesel düzeyde bir anlaşmaya varıldı.
(Bkz:
http://cim.anadolu.edu.tr/?page=5 )

[Fotoğraf: McCombs ve Batmaz birlikte Prof. McCombs'un ofisinde]