Add to Flipboard Magazine.

21 Nisan 2011

ÖSYM VİSTİLEF'E CEVAP VERDİ AMA YETERSİZ...

Bildiğiniz gibi Vistilef YGS ile ilgili oluşan "şifre" işinin eğer kurum içinden yapılmamışsa dışarıdan ÖSYM bilgisayarlarına ulaşılarak oluşturulmuş olabileceğini söylemişti. Ancak, bugün AA'nın haberine göre ÖSYM böyle bir şeyin oluşamayacağını söyledi. Kamunun ortalama kişisine hitap eden bu açıklama tabii ki gerçekleri anlatmıyor. Kapalı veya açık, Internet'e bağlı veya değil, elektromanyetik frekans yayan ve sayısal işlemcilere sahip her elektronik alete, belli zamanlarda veya istenildiğinde dışarıdan sızılabilir. [Ki, bilgisayarlar kapalı iken de çalışır ve elektromanyetik dalga yayar.] Bunun nasıl yapılacağını sıradan bir kişi bilemez ama bu işlemin bilgisine Google gibi bir arama motoru ile kolayca ulaşabilir.

 
ÖSYM'den yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin parlak geleceğinde kendisinin hakkıyla rol edinmek isteyen gençlerin heyecan ve umutları ile oynamaktan geri durmayanların, ÖSYM'nin bilgi işlem sistemine saldırı girişimlerinin tespit edildiği ve gerekli bütün önlemlerin alındığı bildirildi.
Olası her türlü tehdite karşı tedbirli olmak amacıyla, bilgi işlem sisteminin kısa süreli aralıklarla hizmet dışına alındığı ve gereken kontrollerin gerçekleştirildiği belirtilerek, şöyle denildi:
“Kaldı ki; internet sitelerine sunulan görüntünün bizim sitemize ait olup olmadığı da tartışma konusudur. Bir süredir sayfamızın yayında olmamasının sebebi, tamamen teknik bir savunma ve yenilenme nedeniyledir.
ÖSYM'nin internete açık olan Bilgi İşlem Sistemi üzerinden sınavlarda sorulacak soruların bulunduğu sisteme erişmek asla mümkün değildir. Bu nedenle, sorulara erişildiği bilgisi kesinlikle yalandır.” (AA)

Vistilef'in haberi için tıklayın: http://vistilefblog.blogspot.com/2011/04/kamusal-resmi-finansal-ve-hukuki-acidan.html

"ÖSYM hacklendi" haberi için tıklayın: http://www.analizmerkezi.com/Haber/Gundem/21042011/OSYMyi-Hacklediler.php

20 Nisan 2011

TÜRKİYE'NİN EN İYİ ÜNİVERSİTESİNİ KURAN HOCA ÖLDÜ... YAŞASIN ODTÜ !

Bozkırın ortasından yemyeşil bir dünyaya, çağdaş ve güçlü bir üniversitenin temellerini atan kurucu rektörümüz, bir memleket ve ODTÜ sevdalısı Kemal Kurdaş'ın vefatını büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz. ODTÜ Rektörü olduğu 1961-1969 döneminde ortaya koyduğu emek ve vizyon ile Üniversitemiz başarılarının öncüsü olmuş Hocamız Kemal Kurdaş'ı her zaman sevgi, saygı ve minnettle anacağız. Cenazesi 22 Nisan 2011 Cuma günü Tesvikiye Camiinde kılınacak öğlen namazından(13:13) sonra Kilyos Mezarlığında son yolculuğuna uğurlanacaktır. Başta sevgili eşi ve çocukları olmak üzere tüm yakınları ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Hepimizin başı sağolsun.
İstanbul ODTÜ Mezunları Derneği

18 Nisan 2011

YGS'LER, LGS'LER KALKSIN... TÜM ÖĞRETİM ÜYELERİNİN BÜTÜN ESERLERİ İNCELENSİN...

ÖSYM Başkanı intihal mi yaptı?
YGS'deki şifre skandalı nedeniyle zor günler yaşayan tekstil profesörü ÖSYM Başkanı Ali Demir hakkında şok iddia.
ÖSYM Başkanı Ali Demir, Alman Peter Latzke'nin yazdığı makaleleri 1990 yılında Teknik ve Tekstil adlı dergide dokuz bölüm süren bir yazı dizisinde kendi yazmış gibi gösterdi. İntihalin fark edilmesi üzerine Demir 'özür' yazısı yayımladı.
YGS sınavındaki şifre iddiaları üzerine tüm gözler, doğal olarak, ÖSYM Başkanı Prof Dr. Ali Demir’e döndü. Yaptığı basın toplantılarında söyledikleri çeşitli tartışmalara yol açtı, bazı siyasetçileri tatmin etti, bazılarını etmedi, ama sonuçta tartışma yatışmadı. Son günlerdeki gelişmeler bakıldığında kolay kolay yatışacağa da benzemiyor. Çünkü, pek çok kimse söylenmesi gereken her şeyin söylenmediğine, işin içinde iş olduğuna inanıyor.
İdeolojik bağlantılar mı var?
Bu arada Prof. Dr. Demir’in kendisi tartışmalara neden oluyor. Soruluyor: Makine ve tekstil mühendisliği öğrenimi görmüş ve hep bu alanda çalışmış olan olan bu kişinin ülkenin en hassas sınav örgütünün başına getirilmesi nasıl açıklanabilir? Kendisinin ölçme ve değerlendirme konusundaki çalışmaları bilinmediğine göre, nasıl bir liyakat ölçüsü uygulanmıştır? Yoksa, bu atamada bazı ideolojik bağlantılar ve ilişkiler mi etkili olmuştur? tv8 Haber, on gün kadar önce bu soruların yanıtını bulabilmek için hem İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi hem de ÖSYM aracılığı ile Prof Demir’in yayın listesine ulaşmaya çalıştı. Bir çok telefon başvurusundan sonra, Prof. Demir’in ÖSYM’deki sekreteri tarafından bu bilginin basına verilemeyeceği belirtildi. Aslında dünyanın her yerinde üniversite hocalarının herkese açık tutulan yayın bilgilerinin gizlenmesi en azından şüphe uyandırıcı idi.
İntihalle suçlandı
tv8 Haber sorularına yanıt bulmak için Prof. Dr. Demir’in doktorasını yaptığı ve bir süre öğretim görevlisi olarak çalıştığı Loughborough Teknoloji Üniversitesi’ne başvurduğunda çarpıcı bir gerçekle karşılaştı. Dr. Demir 1990 yılında akademik hayatın en büyük suçu sayılan intihal ile suçlanmıştı. O dönemde bu üniversitede öğretim üyesi ve öğrenci olanlar olayları çok iyi hatırlıyor, Demir’in üniversiteden atılmasının üniversite yönetimi üzerinde etkili olan bazı bilim adamlarının çabasıyla önlendiğini anlatıyorlardı.
Tüm makaleyi tercüme etti
tv8’in yaptığı araştırma olayların şöyle geliştiğini ortaya koydu: Loughborough üniversitesinde doktorasını tamamlayan ama araştırma görevlisi olarak orada kalan Ali Demir 1990 yılında Türkiye’de çıkan Teknik ve Tekstil adlı dergide dokuz bölüm süren bir yazı dizisi yayınlamıştı. Ne var ki, Peter Latzke adlı gerçek Alman yazardan ilk yazıdaki kısa bir anma dışında söz edilmiyor ve makaleler Doç Dr. Ali Demir’in kendi eseriymiş gibi gösteriliyordu. Oysa, söz konusu olan hemen baştan aşağıya ana kaynaktan kelimesi kelimesine tercüme idi ve bir kaynağın bu şekilde kullanımı “intihal” sayılıyordu. Bu yazıları ilk sayıdaki anmayı görmeden Teknik ve Tekstil’de okuyanların bunların, her makalenin başında ilan edildiği üzere, tümüyle Doç. Ali Demir’e ait olduğunu düşünmeleri kaçınılmazdı.
Demir, özür yazısı yayımladı
Bu durum önce Leeds Üniversitesi’nden Prof. Mike Denton’un dikkatini çekti Onun Loughborough Üniversitesi yönetimine başvurması üzerine konu Tekstil Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gordon Wray’a iletildi. Aslında büyük kısmı aynen tercüme olan yazı dizisinin bu şekilde yayınlanmasını akademik ahlak açısından kabul edilmez bulan Dr. Wray derhal bir soruşturma başlattı.
Uzun tartışma ve görüşmelerden sonra, Dr. Demir’in kariyerini tümden bitirecek bir adım atmak yerine, akademisyen dostlarının da ricalarını kıramayarak, onun Teknik ve Tekstil dergisinde bir özür yazısı yayınlatmasına razı oldu. Nitekim öyle oldu. Aslında bir çeşit itiraf olan ve dizinin 9. bölümün başında yayınlanan bu açıklamada şöyle deniyordu: “Doç Dr. Demir bu çalışma için Melland Textiberichte’den yazılı izni şimdi elde etmiş bulunmaktadır. Yazılı izni serinin yayınlanmasından önce elde etmediği için Doç. Dr. Demir hem sayın P. M. Latzke’den hem de Melland Textilberichte’den özür diler ve verdikleri izin için de teşekkür eder.” Prof. Dr. Ali Demir’in bu “yayın”ı, basından gizlediği yayın listesine koyup koymadığı ise bilinmiyor.  Kaynak: http://www.gercekgundem.com/?p=365113

09 Nisan 2011

BU İŞ BÖYLE YÜRÜMEYECEK...

ÜNİVERSİTE SINAVLARI YÖK İLE BİRLİKTE YOK EDİLSİN ! DEVLET ÜNİVERSİTELERİNİ "ÖĞRENCİ-ÖĞRETİM ÜYESİ-MEZUNLAR VAKFI" YÖNETSİN ! ÖĞRENCİYİ BÖLÜMLER ALSIN !

07 Nisan 2011

NE DERSEK O OLUYOR; HER DÖNEMDE, HER ZAMANDA...

"TAM GÜN" YOK; "DEVAMLI STATÜ" VAR...
Danıştay 5. Dairesi, Sağlık Bakanlığının ''Tam Gün Kanunu'' ile ilgili işleminin, ''Kamuda görevli hekimlerin muayenehane açamayacaklarına'' ilişkin bölümünü iptal etti. Daire işlemin, ''Kamuda görevli hekimlerin özel sağlık kuruluşlarında çalışmalarının mümkün olmadığına'' ilişkin bölümünün iptal istemini ise reddetti. Ayrıntısı için ltf. tıklayın: http://www.adilmedya.com/makale.php?id=1350