Add to Flipboard Magazine.

07 Haziran 2008

RTÜK BAŞKANI AKMAN HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Veysel Batmaz, katıldığı bir televizyon programında, yayından kaldırılan "Gerçek Gelecek" programı ve Erhan Göksel hakkında açıklamalarda bulunan RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın yetkisiz ve görevsiz bir şekilde kamuoyuna görüş bildirdiğini ifade etti.

Batmaz, Akman hakkında "görevi kötüye kullanmak, görevi ihmal, yetkisiz ve görevsiz olarak yasalara aykırı davranmak ve ifade özgürlüğünü engellemeye teşebbüsten" suç duyurusunda bulundu.

Prof. Dr. Veysel Batmaz, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdiği dilekçede, RTÜK'ün Başkan dahil üyelerinin, özel radyo ve televizyon kanallarının yayınlarına katılarak görüş açıklamak yetki ve görevi olmadığını belirtti. Dünyada da benzer yayıncılık üst kuruluşlarının başkanının, denetlemekle yükümlü olduğu bir basın-yayın kuruluşunun yayınında görüş bildirmesinin hukuken olanaksız olduğunu vurgulayan Batmaz, şunları kaydetti:"Oysa, RTÜK Başkanı Zahid AKMAN bir çok kereler, çeşitli televizyon kanallarında yayına çıkarak, çeşitli konularda görüş bildirmekte ve yetkisi ve görevi olmadığı alde RTÜK'ün aldığı kararları kamuoyu önünde savunmakta ve tartışmaya açmaktadır."

Medyatava

Kaynak ve haberin ayrıntısı için tıklayın: http://www.medyatava.com/haber.asp?id=45137

04 Haziran 2008

Dünyanın ve Türkiye'nin en büyük şairlerinden ve eylem adamlarından...

Nazım Hikmet’in ölümünün 45. yıldönümü. 1902’de doğdu, 1963’te sürgünde bulunduğu Moskova’da öldü...

Saman Sarısı
Vera Tulyakova'ya derin saygılarımla
I
sen el resimleri yaparsın Abidin
bizim ırgatların demircilerin ellerini
Kübalı balıkçı Nikolas'ın da elini yap karakalem
kooperatiften aldığı pırıl pırıl evinin duvarında okşamaya kavuşan
ve okşamayı bir daha yitirmeyecek
Kübalı balıkçı Nikolas'ın elini
kocaman bir el
deniz kaplumbağası bir el
ferah bir duvarı okşayabildiğine inanamayan bir el
artık bütün sevinçlere inanan bir el
güneşli denizli kutsal bir el
Fidel'in sözleri gibi bereketli topraklarda şekerkamışı hızıyla fışkırıp yeşerip ballanan umutların eli
1961'de Küba'da çok renkli çok serin ağaçlar gibi
evler ve çok rahat evler gibi
ağaçlar diken ellerden biri
çelik dökmeğe hazırlanan ellerden biri
mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el yalansız hürriyetin eli
Fidel'in sıktığı el
ömrünün ilk kurşunkalemiyle
ömrünün ilk kâadına hürriyet sözcüğünü yazan el
hürriyet sözcüğünü söylerken sulanıyor ağızları
Kübalıların balkutusu bir karpuzu kesiyorlarmış gibi
ve gözleri parlıyor erkeklerinin ve kızlarının eziliyor içi
dokununca dudakları hürriyet sözcüğüne
ve koca kişileri en tatlı anılarını çekip
kuyudan yudum yudum içiyor
mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
hürriyet sözcüğünün resmini
ama yalansızının
akşam oluyor Paris'te Notr Dam turuncu bir lamba gibi yanıp söndü
ve Paris'in bütün eski yeni taşları turuncu bir lamba gibi yanıp söndü
bizim zanaatları düşünüyorum
şiirciliği resimciliği çalgıcılığı filan düşünüyorum
ve anlıyorum ki bir ulu ırmak akıyor
insan eli ilk mağaraya ilk bizonu çizdiğinden beri
sonra bütün çaylar yeni balıkları
yeni su otları yeni tatlarıyla dökülüyor onun içine
ve kurumayan uçsuz bucaksız akan bir odur.

Paris'te bir kestane ağacı olacak
Paris'in ilk kestanesi Paris kestanelerinin atası
İstanbul'dan gelip yerleşmiş Paris'e
Boğaz sırtlarından hâlâ sağ mıdır bilmem
sağsa iki yüz yaşında filân olmalı
gidip elini öpmek isterdim
varıp gölgesinde yatsak isterdim
bu kitabın kâadını yapanlar
yazısını dizenler
nakışını basanlar
bu kitabı dükkânında satanlar
para verip alanlar
alıp da seyredenler
bir de Abidin
bir de ben
bir de bir saman sarısı, belâsı başımın.

Tamamı için: http://www.siirperisi.net/siir.asp?siir=4492

24 Mayıs 2008

LÂFA BAK, BERİ GEL...

“Siyasal krizler gazete başlıkları ile çıkartılıyor.”

Lâfa bak: Başka nerede çıkartılacaktı? Türkiye’de gazete dahil, tüm medya artık manipülasyon aracı olmuş durumda. Bunu bilmeyen yok. Siyasal işetişimi gazete manşeti ya da TV “enkıromen”inin söylemi olarak algılamak, eskidi artık. Çünkü, gazete artık kitle iletişiminin amiral gemisi değil, her ne kadar bizdeki Hürriyet varakı bu adla anılsa da. İşin içinde Internet de var. Siyasal krizlerin kamuya yansımasının hâla kitle iletişim araçları ile olduğu aşikârane sözünün arkasında yatan dinamikleri göstermek asıl mesele. Hâttâ, “dünyayı yorumlamak değil, onu değiştirmek” (11. tez) asıl sorun.

Başlıktaki malum-u ilam söz ancak illet-işim yapanlar tarafından söylenebilir. Unutulmamalıdır ki, gazete, 19. yy’ın iletişim aracıdır, 21. yy’ın değil. Dünyanın en önemli devrimi, Ekim 1917’de, Lenin tarafından tanımlandığı gibi, “gazete” aracılığı ile yapılmıştır. Günümüz ise televizyon çağı bile değil, Internet çağıdır. Yani, yukarıdaki tebliğ’i yazan kişi, iki teknoloji öncesinde takılı kalmış gibi görünüyor.

Bu konuda, bu ay yayınlanan, MEDYA, TÜRKİYE’YE DÜŞMAN YETİŞTİRİYOR kitabıma bakılabilir. http://www.ideefixe.com/kitap/tanim.asp?sid=ELPL5FT1IT5T16H5D718

Bir de lâfın devamı var. Bu l’afı sarfeden bir kişi nerede çalışıyor olabilir, düşünün bir: “21. yüzyılda siyasal yönlendirme için suni krizlerin gazete başlıkları ile çıkartılmaktadır ve insanlar kobay olarak kullanılarak sosyal sorumluluk projelerinde çalıştırılmaktadır.” Bu iki l’afın birarada söylenmesi ne âlakaysa? Daha başka inciler de var, tebliğde, metin yayınlandığında aktarır ve bilimsel eleştiri ve ikâza tabi tutarız.

Tabii, “sosyal sorumluluk projelerinde kobay olarak kullanılan kişiler” kimlerdir, bu soruyu da sormak ve cevap vermek bilimsel etiğin bir görevidir. Bu sorunun cevabını fakültedeki arkadaşlara havale ediyorum.

Prof. Dr. Veysel Batmaz

Kaynak: http://www.istanbul.edu.tr/duyurular/duyuru_icerik.php?1344 Bizim Gazate
‘Siyasal krizler, gazete başlıklarıyla çıkarılıyor’

21 Mayıs 2008

VEKİL DEKANLIK İPTALİNİ DANIŞTAY DA ONAYLADI


İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün, 09.01.2007-26.06.2007 tarihleri arasında Prof. Dr. Suat GEZGİN'in İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ndeki Vekil Dekanlığının İstanbul 3. İdare Mahkemesi tarafından iptalinin Danıştay'da temyizen bozulması yönündeki YD itirazını, Danıştay 8. Dairesi ret etti. Böylece, Vekil Dekanlık tam anlamıyla Danıştay'ca da iptal edilme yoluna girdi. Bu dönem, artık hukuken YOK HÜKMÜNDEDİR. İlgililere, Rektörlüklere ve YÖK'e duyurulur. Danıştay'ın kararı artık içtihat haline gelecek. Artık hiç bir Rektörlük Vekil Dekanlık ataması yapamaz hale gelecek.
Prof. Dr. Suat GEZGİN'in bu dönemde yaptığı tüm işlemler de iptal edilebilir hale dönüştü.

DEKAN, TIP PROFESÖRLERİNE KAPIYI KAPATTI

KENDİ PROFESÖRLERİNE BİLE DUYARSIZ OLAN TIP FAKÜLTELERİ ÜNİVERSİTE DIŞINA ÇIKARTILSIN

20 Mayıs 2008 günü, saat 11:30’da, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığına, gündemde olan TAM GÜN YASASI’nın, genelde tüm tıp fakültelerini ve özelde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni nasıl etkileyeceğini tartışmak ve çözüm önerileri üzerinde toplu görüş birliğine varmak için Cerrahpaşa’da görevli 50 kıdemli profesör Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanlığına geldiler. Dekanlık kendilerini bir üst kattaki konferans salonuna aldı. Elli profesör tam bir saat bekledikten sonra, ne Dekan’ın, ne de Dekan yardımcılarından birinin toplantıya gelmediğini görünce, dağıldılar.

Kendi profesörlerine bile duyarsız kalan yönetimlerden en fazla tıp fakülteleri zarar görüyor. Özellikle tıp öğrencileri sahipsiz. Fakültelerde verimli eğitim öğretim yapılamıyor. Türkiye'de elli bin hekime ihtiyaç varken, tıp fakültelerinde her bir tıp öğretim üyesine sadece 1.8 öğrenci düşüyor. Profesörlerden asistanlara kadar çalışanlar geleceklerinden kuşkulu. 180’e yakın Cerrahpaşa öğretim üyesine Rektörlük, yurtdışı izinler için disiplin soruşturması açtı.

Toplantılarına Dekan veya yardımcılarından hiçbirinin katılmadığı, soruşturmalardan bunalan ve iş göremez hale gelen duyarlı tıp profesörlerine sesleniyoruz:

Çözüm: İstanbul Üniversitesi’nde, daha önce yönetim görevi almamış, tıp dışından bir meslekdaşın Rektör olmasıdır.

Daha sonraki süreçte, tıp fakültelerinin kendi içlerinde daha verimli olmaları için, üniversitenin diğer bilimsel alanlarına karışmaları önlenerek, bağımsız bir Sağlık Bilimleri Üniversitesi haline getirilmeleridir:

Çözüm: Tıp, Veteriner, Eczacılık ve Diş Hekimliği ve Hemşirelik fakültelerinin ayrı bir üniversiter bünyede toplanmalarıdır.

Bu konuda, isteklerine Rektörlük ve Dekanlıkça kapı kapanmış tıp profesörü ve doçenti arkadaşlara, tüm öğretim üyelerine Vistilef açıktır.

Tıp fakültelerinin sorunları ve “yeni Rektörlük” ile ilgili görüşleri Vistilef’te tartışmaya davet ediyoruz.