Add to Flipboard Magazine.

17 Mayıs 2008

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ'NDE REKTÖRLÜK YARIŞI BAŞLADI


Dört Yıldır AKLINIZ Neredeydi?

Vistilef, Tıpçı Rektör Adaylarını desteklememektedir.
Tıp Fakülteleri üniversite dışına çıkartılmalıdır.
Aşağıda, Rektörlük kampanyası olduğu belli olan bir duyuruyu, tüm İstanbul Üniversitesi çalışanları ve Vistilef kadroları için yayınlıyoruz:

İ.T.F'den İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyelerine Duyuru
Üniversitemiz Öğretim Üyelerinin kendileri ve birinci dereceden yakınlarının sağlık sorunları için Fakültemizce belirlenmiş aşağıdaki telefonlardan randevu talep etmeleri halinde kendilerine gerekli yardım sağlanacaktır.
Prof.Dr.Mustafa KEÇER
İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı
Dahili: 31614 / 31615

http://www.istanbul.edu.tr/duyurular/duyuru_icerik.php?1324

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Bu resmen kayırma anlamına gelmiyor mu yoksa bana mı öyle geliyor?

Medyapoliten dedi ki...

Doğru. Tam bir hukuksuzluk. Hukuki adı şudur: "Kamunun malı olan Üniversite hastanelerinde, Rektör olabilmek için yapılan bir AYRICALIKLI İŞLEM TESİSİ." Kamu hukukuna göre suçtur. İsteyen dava açabilir. Vistilef, bu karar geri çekilmezse yargı yoluna gitmeyi düşünebilir.

Üniversitelerden TIP'ın yok edilmesi gerekiyor... Üniversite, sağlığına ancak TIP FAKÜLTELERİ üniversite dışına çıkarıldığında kavuşucaktır.

Vistilef

Adsız dedi ki...

Farkedildi mi bilmiyorum yazıyı dikkatli okunduğunda "Öğretim Üyleri ve birinci derecede yakınları"ndan bahsetmektedir. Yani Akademik kadrodan Öğretim Üyeleri= Profesör, Doçent, Yardımcı Doçentlerden daha açıksası seçimlerde oy kullananlardan oluşmaktadır. Diğer akademik kadrolar veya idari kadroları kapsamamaktadır. PES doğrusu... Bu kadarda alenen olmaz ki... :)

Veysel Batmaz dedi ki...

İstanbul Üniversitesi’nde yöneticilik görevi yapanların bir çoğu ne hukuktan anlamakta; ne yasa ve yönetmelik okumayı bilmekte; ne de kamu yönetimindeki yasal terim ve tanımların ne anlama geldiği konusunda bir fikre sahip olmayanlardan oluşmaktadır ve bu özelliklerin çoğu da tıpçı ve jeofizikçi yöneticilerde vardır. O nedenle bir önceki yorum yazan arkadaşımızın dedikleri çok doğru da olsa, büyük bir olasılıkla, Rektörlüğe talip söz konusu bu Dekan veya Rektör Yardımcısı ve diğerleri, 2547 sayılı Yasada, “öğretim elemanı,” “öğretim üyesi,” “öğretim üye yardımcıları” ve “öğretim görevlisi” terimlerinden kimlerin kast edildiğini bilmemektedir. Tabii ki, mazur görmememiz lazımdır. İstanbul Üniversitesi’ndeki çoğu Dekan ve Rektör, bu bilgisizlikleri ile genel ve fakülte sekreterlerinin oyuncağı haline bürünmektedir. Ancak bir önceki yorumu yazan arkadaşımızın görüşünü de yabana atamayız.

Prof. Dr. Veysel Batmaz