Add to Flipboard Magazine.

11 Eylül 2005

YENİ ÖĞRENİM YILININ İLK TOPLANTISI


SENATO TOPLANIYOR...


İstanbul Üniversitesi Senatosu, 2005-06 öğrenim yılının ilk toplantısını 13 Eylül 2005 tarihinde yapıyor.

Senato bilindiği gibi her Fakülte, Yüksekokul ve Enstitünün, Dekan ve Müdürleri ve Fakülte Kurullarınca seçilen bir öğretim üyesi Senatör’den oluşuyor. Başkanlığını Rektör yapıyor. Üniversitenin en yüksek akademik karar organı. Özellikle, yönetmeliklerin ve müfredatın (ders programlarının) kabul veya red edildiği yer.

İstanbul Üniversitesi Senatosu, 2004 yılının Ekim ayına kadar İletişim Fakültesi Senatörünün tam dört yıldır seçilmemiş ve Senato’da yer almamış olmasından dolayı “kadük” kararlar alıyordu. Aldığı kararlar idari ve akademik açıdan “yok hükmündeydi.” Buna karşın, 2002 yılının Mayıs ayı toplantısında, İletişim Fakültesinin bütün anabilimdallarını basit ve akademik ve bilimsel olmayan ve en önemlisi de hukuki olarak sakat bazı nedenlere (!) dayanarak kaldırmış ve zamanın “Kemal Gürüz YÖK’ü” bunu onaylamış ve hukuki olarak “olmayacak,” yasaya aykırı ve sakat bir karar almıştı. Anabilimdallarının bütünüyle kaldırılmasına neden, İletişim Fakültesi Dekanı tarafından yazılan bir raporda da yeraldığı gibi, “anabilim dalları ile doçentlik bilim alanlarının örtüşmemesiydi.” Oysa, biliniyordu ki, ya da Senato üyeleri farkında olmalıydılar ki, doçentlik Türkiye’de üniversiter bir ünvan değil; üniversite dışından da alınabilen, aynı yüksek lisans veya doktora gibi, bir bilim ünvanıdır. Dolayısıyla, “örtüşmenin” olması gerekmemektedir. Türkiye’de hali hazırda geçerli olan hukuka göre, sadece Yardımcı Doçentlik ve Profesörlük “üniversiter kıdem” ünvanıdır. Bu neden olarak gösterilen “örtüşmemezlik,” sadece bununla kalmayan, ayrıca, Üniversitelerarası Kurul Doçentlik Yönergesine göre de olamayacak bir şeydi çünkü bu Yönergeye göre, doçentler “bilim alanlarına” göre ünvan alıyorlardı; “anabilim dallarına” göre değil. Anabilimdalları ise bir Fakültenin teşkilatlanması için temel taştı. Yasa açıkça, “her Bölümün en az bir anabilim dalı veya bilim dalından oluştuğunu”amir hüküm olarak vaaz etmekteydi. Nereden barsanız bakın, saçma ve kadük olan bir Senato kararıyla İletişim Fakütesinin kanunî teşkilatlanma yapısı hukuksal olarak sakat konuma düşürülmüştü. Bu hâlâ sürüyor... Buradan çıkartmamız geren ders şu: Ne kadar “yüksek” görünürlerse görünsünler, hukuksuzluğu her organ veya merci yapabilir; o nedenle mağduriyetimiz karşısında gideceğimiz tek yer YASA ve MAHKEMELERDİR. Bu yüzden, her gün, durmadan, bizi ilgilendiren YASA’ları okuyalım, tartışalım ve eğer “hak ve adalete” sahip değilse bu YASA’lar, onları eleştirip, düzeltilmesine çalışalım.

Anabilimdallarının İletişim Fakültesi’nde olmaması, okula akademik elaman (özellikle öğretim üyesi) alımında ve ünvan yükseltilmesinde önemli hukuksal sakatlıklar yaratmaktadır. Anabilim dalı olmayan bir Fakültede yapılan bütün ünvan atama ve yükseltmeler hukuk dışıdır. Kanuna ve teamüllere göre, öğretim üyeleri Bölümlere tayin edilemezler; anabilim dallarına tayin edilirler.

Müfredata gelince, bu konuda da İletişim Fakültesi kadük durumdadır. 2002 yılında yapılan müfredat iyileştirilmesi, sonraki her yıl, Senato’ya sokulmadan değiştirilmiş ve bu yolla da mezunlara (diploma hak sahiplerine) hukuksal boşluklar yaratılmıştır.

Umarız, yeni önemde yeni Senato tüm bu güçlükleri aşacak ve o ünlü, her görenin tanıdığı, eski İttihatçı, anti-Atatürkçü Enver Paşanın Harbiye Nezareti olan, İstanbul Üniversitesi kapısını, “İttihatçı Bab-ı Âli Kapısı” görünümünden çıkartarak, Türkiye’nin anayasalarını hazırlamış bir Hukuk Fakültesine yaraşır bir biçimde “Hukuk Kapısı” yapacaktır. Oradan giren herkes Hukukun güvencesini kılcal damarlarına kadar hissedecektir.

NOT: Fotoğrafı masaüstünü indirerek Mustafa Kemal'in sözünü de okuyun... Önemli...

Hiç yorum yok: